Geçtiğimiz pazar günü İngiltere'nin Hampshire bölgesindeki New Forest koruma alanında başlayan yangın, bu yaz Avrupa'yı kasıp kavuran orman yangınlarının son halkası olarak kayıtlara geçti. Guardian editör kurulu, yangınlara karşı mücadelenin yalnızca itfaiye ekiplerine bırakılamayacağını, krizin yönetiminin siyasi liderlik gerektirdiğini vurguluyor. İklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklık ve kuraklık, yangın sezonunu uzatıyor ve şiddetini artırıyor. Bu durum, acil durum hizmetlerinin kapasitesini aşarken, hükümetlerin köklü önlemler alması zorunlu hale geliyor.
Gelişmenin arka planı: Rekor sıcaklıklar ve kuraklık
Bu yaz, Avrupa genelinde rekor düzeyde sıcaklıklar kaydedildi. İngiltere'de ilk kez 40 santigrat dereceyi aşan sıcaklıklar ölçüldü. Orman yangınları, Portekiz'den Yunanistan'a, İspanya'dan İngiltere'ye kadar geniş bir coğrafyada etkili oldu. New Forest'taki yangın, koruma altındaki nadir bitki ve hayvan türlerini tehdit ederken, yerel halkın tahliyesine neden oldu. İtfaiye ekipleri, günlerce süren mücadele sonucunda yangını kontrol altına alabildi, ancak hasarın boyutu büyük.
Meteoroloji uzmanları, bu tür aşırı hava olaylarının iklim değişikliği nedeniyle daha sık ve şiddetli hale geldiğini belirtiyor. Kurak geçen kış ve ilkbahar ayları, bitki örtüsünü yangına karşı daha hassas hale getirdi. Uzmanlar, yangın sezonunun artık sadece yaz aylarıyla sınırlı kalmadığını, ilkbahara ve sonbahara yayıldığını ifade ediyor. Bu durum, acil durum ekiplerinin sürekli tetikte olmasını gerektiriyor, ancak kaynaklar sınırlı.
Bölgesel ve küresel boyut: İklim değişikliğiyle mücadele
Orman yangınları, yalnızca doğal yaşamı yok etmekle kalmıyor; aynı zamanda atmosfere büyük miktarda karbon salınımına neden olarak iklim değişikliğini hızlandırıyor. Avrupa Birliği, yangınlarla mücadele için ortak uçak filosu oluşturma kararı aldı, ancak ülkeler arası dayanışma yetersiz kalıyor. Guardian editörü, hükümetleri orman yangınlarıyla mücadelede daha fazla kaynak ayırmaya ve iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını hızlandırmaya çağırıyor.
Küresel ölçekte, orman yangınları yalnızca Avrupa'nın sorunu değil. Kanada, Avustralya ve Brezilya'da da büyük yangınlar yaşanıyor. Bu yangınlar, yerli halkların yaşam alanlarını tehdit ederken, biyoçeşitliliği azaltıyor. Bilim insanları, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmak için verilen mücadelenin, aksi halde bu tür felaketlerin kaçınılmaz olacağını söylüyor. Guardian, hükümetlerin kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan hızla vazgeçmesi gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve iklim özellikleri nedeniyle orman yangınlarına karşı oldukça hassas bir ülke. 2021 yılında yaşanan ve 40 gün süren büyük yangınlarda onlarca insan hayatını kaybetmiş, binlerce hektar orman yok olmuştu. Bu deneyim, Türkiye'nin yangınla mücadele kapasitesini geliştirmesine yol açsa da, yapısal önlemler hala yetersiz. İklim değişikliğinin etkisiyle Türkiye'de de yangın sezonlarının uzaması bekleniyor. Bu nedenle, Türkiye'nin yangın önleme ve müdahale stratejilerini güçlendirmesi, uluslararası iş birliği mekanizmalarına aktif katılım sağlaması gerekiyor. Ayrıca, fosil yakıt bağımlılığını azaltacak politikalar, yangın riskini dolaylı olarak azaltacaktır.