Siyasi yorumcu Bill O'Reilly, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin İran'la bir anlaşmaya varmasının, Başkan Trump ve ekibinin amaçladığı şekilde sonuçlanmayan savaşın ardından uygulamaya konulan 'B Planı' olduğunu belirtti. NewsNation kanalında yayınlanan 'Cuomo' programına konuk olan O'Reilly, sunucu Chris Cuomo'ya yaptığı değerlendirmede, 'Bu B Planı. A Planı işe yaramadı. A Planı öldürmekti' ifadelerini kullandı.
O'Reilly'nin bu yorumları, ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerginliklerin ardından, iki ülke arasında varıldığı iddia edilen bir anlaşmaya ilişkin tartışmaları daha da alevlendirdi. O'Reilly, savaşın Trump yönetiminin ilk tercihi olduğunu ancak beklenen sonuçların alınamaması üzerine müzakere yoluna gidildiğini savundu. Programda, 'Savaş kazanılabilir bir şey değildi; bu yüzden plan değişti. Şimdi anlaşma yapılıyor' diye ekledi.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, özellikle 2018 yılında Trump'ın nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla ciddi bir krize girmişti. İran, bu adıma yanıt olarak uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmış ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD hedeflerine saldırılar düzenlemişti. 2020 yılında ABD'nin Bağdat'ta İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürmesiyle tansiyon doruk noktasına ulaşmış, İran ise bu saldırıya Irak'taki ABD üslerine yönelik balistik füze saldırılarıyla karşılık vermişti.
O'Reilly'nin 'B Planı' olarak nitelendirdiği süreç, aslında Trump yönetiminin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu politikanın istenen sonucu vermemesi, Beyaz Saray'ı diplomatik seçeneklere yöneltmiş olabilir. Uzmanlar, anlaşmanın İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, bölgesel faaliyetlerinin kısıtlanması ve yaptırımların hafifletilmesi gibi unsurları içermesi beklendiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşması, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu dengelerini yakından ilgilendiriyor. İran'ın nükleer programının denetim altına alınması, bölgede Suudi Arabistan ve İsrail başta olmak üzere birçok ülkeyi doğrudan etkileyecek bir gelişme. İsrail, İran'ın nükleer silah elde etme potansiyeline karşı en hassas ülkelerden biri olarak anlaşmayı yakından takip ediyor. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgesel nüfuzunun sınırlanması konusunda ABD ile aynı hedefleri paylaşıyor.
Küresel boyutta ise, ABD'nin İran ile varacağı bir anlaşma, uluslararası petrol piyasalarında dengeleri değiştirebilir. Yaptırımların hafifletilmesiyle İran'ın petrol ihracatının artması, küresel petrol fiyatlarını düşürebilir. Ayrıca, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltma stratejisiyle uyumlu bir adım olarak da görülen anlaşma, bölgede ABD'nin angajmanının şeklini değiştirebilir. Rusya ve Çin gibi diğer büyük güçler de İran'la anlaşmaya kendi çıkarları açısından bakıyor; Moskova ve Pekin, anlaşmanın İran'ı Batı'ya yaklaştırmasından endişe duyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la uzun bir sınıra sahip olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle ABD-İran anlaşmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Anlaşmanın sağlanması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticari ilişkilerini canlandırabilir. Ayrıca, İran'ın bölgesel nüfuzunun azalması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarları üzerinde etkili olabilir. Ancak Türkiye, ABD'nin İran'la anlaşmasının, Suriye'de İran destekli güçlerin varlığı konusunda daha avantajlı bir konum elde etmesine yol açabileceğini de göz önünde bulundurmalıdır.