İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Avrupa Birliği'nin (AB) üst düzey diplomatı Josep Borrell ile tüm temasları keseceğini duyurdu. Bu karar, AB liderlerinin Brüksel'deki zirve toplantısında İsrail'e yönelik olası yeni yaptırımları ve Gazze'deki ateşkes çabalarını ele aldığı bir dönemde geldi. Sa'ar'ın ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Borrell'in 'İsrail'e dair tek taraflı ve ayrımcı tutumları' gerekçe gösterildi. Karar, iki taraf arasında uzun süredir devam eden gerginliğin en son örneği olarak kayda geçti.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile AB arasındaki ilişkiler, özellikle 7 Ekim 2023 sonrası Gazze'deki savaşın başlamasıyla birlikte ciddi bir gerilime sahne oldu. AB, İsrail'in askeri operasyonlarını eleştirirken, İsrail ise AB'yi 'Filistin yanlısı önyargılarla' hareket etmekle suçluyor. Borrell, savaşın başından bu yana İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle defalarca suçladı ve iki devletli çözümün önemini vurguladı.
Sa'ar'ın bu hamlesi, AB'nin İsrail'e yönelik yaptırım paketini gündeme aldığı bir haftaya denk geldi. AB Dışişleri Bakanları, geçtiğimiz Pazartesi günü, İsrailli yerleşimcilere ve radikal gruplara yönelik yeni kısıtlamaları tartıştı. Borrell, bu konuda 'İsrail'in uluslararası hukuka saygı göstermesi gerektiğini' söyleyerek sert bir çizgi izledi.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, 'AB'nin İsrail'e karşı düşmanca politikalarının bir sonucu olarak' tüm temasların kesildiği belirtildi. Ancak, Sa'ar'ın Borrell ile doğrudan bir görüşme yapmadığı ve kararın sembolik olmaktan öte diplomatik bir anlam taşıdığı yorumları yapılıyor. Zira İsrail, AB'nin teknik düzeydeki işbirliğini sürdürecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu kopuş, Avrupa Birliği ile İsrail arasında giderek derinleşen bir uçurumun göstergesi. AB, uzun yıllar boyunca İsrail ile ekonomik ve diplomatik işbirliğini geliştirmeye çalışırken, son yıllarda Filistin meselesindeki pozisyonu nedeniyle ilişkiler bozuldu. AB, iki devletli çözümü desteklerken, İsrail hükümetinin Batı Şeria'daki yerleşim politikaları ve Gazze operasyonları, Avrupa başkentlerinde büyük tepki çekiyor.
Öte yandan, AB zirvesinde İsrail'e yönelik yaptırım kararı alınıp alınmayacağı henüz belirsiz. Macaristan ve Çekya gibi bazı üye ülkeler İsrail'e verilen desteği sürdürürken, İspanya, İrlanda ve Belçika gibi ülkeler daha sert önlemler istiyor. Bu durum, AB'nin Ortadoğu politikasında derin bir bölünmeyi de ortaya koyuyor.
Kararın İsrail-AB ticari ilişkilerine kısa vadede etkisi sınırlı olsa da, uzun vadede güven bunalımı yaratabileceği belirtiliyor. İsrail'in en büyük ikinci ticaret ortağı olan AB, bu gerilimin ekonomik boyutlara sıçramasından endişe ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail ile son dönemde ticaret anlaşmalarını askıya almış ve Gazze'deki savaş nedeniyle İsrail'e yönelik sert bir diplomatik tutum benimsemiştir. Bu bağlamda, AB ile İsrail arasındaki gerilim, Türkiye'nin izlediği politikalarla paralellik taşımaktadır. Türkiye, AB'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini ve olası yaptırımlarını destekleyecek bir pozisyonda görünmektedir. Ancak, Türkiye'nin kendisi de AB ile ilişkilerinde benzer bir gerginlik yaşadığı için, bu gelişme AB'nin Orta Doğu'da nasıl bir angajman stratejisi izleyeceği konusunda dolaylı ipuçları vermektedir. Türkiye için asıl önemli olan, bölgede yalnızlaşmamak ve AB ile ortak bir zemin bulabilmektir.