Kolombiya, 18 Haziran - Hiçbir siyasi deneyimi bulunmayan avukat ve iş insanı Abelardo De La Espriella, geçen yıl siyaset sahnesine çarpıcı bir giriş yaparak ülkenin bir sonraki cumhurbaşkanı olmaya aday konumuna geldi. Sert milliyetçi söylemleriyle dikkat çeken De La Espriella, seçim kampanyasında suç oranlarına karşı tavizsiz önlemler almayı, kamu harcamalarını ve vergileri kesmeyi, ayrıca petrol ihracatını yeniden canlandırmayı vaat ediyor. 2026 yılında yapılması planlanan başkanlık seçimleri öncesinde, De La Espriella'nın ülkede yankı uyandıran vaatleri, kendisini anketlerde zirveye taşımış durumda. Bogota merkezli bir hukuk bürosunun kurucusu olan 58 yaşındaki aday, kendisini "düzeni yeniden tesis edecek adam" olarak tanımlıyor.
Gelişmenin arka planı: Kolombiya'nın krizi ve De La Espriella'nın yükselişi
Kolombiya, son yıllarda ekonomik durgunluk, artan suç oranları ve siyasi kutuplaşma ile boğuşuyor. Ülke, 2022'de seçilen solcu cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun reform gündemi altında derin bölünmeler yaşarken, aşırı sağ ve milliyetçi hareketler giderek güç kazanıyor. Bu ortamda Abelardo De La Espriella, “önce kanun ve düzen” sloganıyla yola çıkarak hızlı bir yükseliş yakaladı. Siyasi analistler, De La Espriella'nın başarısını, Kolombiya toplumundaki artan güvensizlik hissine ve geleneksel siyaset kurumlarına duyulan tepkiye bağlıyor.
Adayın kampanya vaatleri oldukça iddialı: Suç oranlarını düşürmek için askeri operasyonları artırmak, uyuşturucu kartellerine karşı yeniden sert tedbirler almak ve ülkenin kırsal bölgelerinde devlet otoritesini sağlamlaştırmak. Ayrıca, kamu sektörünü küçülterek bürokrasiyi azaltmayı, vergileri düşürmeyi ve özel sektör yatırımlarını teşvik etmeyi planlıyor. Ekonomi tarafında ise petrol ve madencilik sektörlerini yeniden canlandırarak büyüme hedefliyor. Bu vaatler, özellikle kentli orta sınıf ve kırsal kesimdeki güvenlik endişesi taşıyan seçmenler arasında karşılık buluyor.
Bununla birlikte, De La Espriella'nın siyasi tecrübesizliği ve aşırı söylemleri eleştiri konusu. Rakibi Gustavo Petro ve destekçileri, adayın vaatlerini "popülist" olarak nitelendirirken, insan hakları örgütleri de sert güvenlik politikalarının geçmişte olduğu gibi sivillere yönelik şiddeti artırabileceği uyarısında bulunuyor. De La Espriella ise bu eleştirileri "halkın gerçek sorunlarına duyarsız elitlerin söylemleri" olarak reddediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
De La Espriella'nın yükselişi, Latin Amerika'da yükselen sağ popülizm dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Brezilya'da Jair Bolsonaro ve Arjantin'de Javier Milei'nin ardından, bölgede benzer söylemlerin güç kazanması, ABD ve Avrupa Birliği'nde endişeyle izleniyor. Özellikle Kolombiya'nın ABD ile olan yakın ilişkileri ve uyuşturucuyla mücadeledeki kilit rolü, De La Espriella'nın politikalarının uluslararası yansımalarını önemli kılıyor. Washington, Petro döneminde daha ılımlı bir işbirliği sürdürülürken, De La Espriella'nın sert çizgisi yeniden askeri odaklı bir ortaklığa dönülebileceğini gösteriyor. Ayrıca, Kolombiya'nın Venezuela ile olan sınır sorunları ve göç krizi, adayın milliyetçi söylemleriyle daha da tırmanma potansiyeli taşıyor.
Ekonomik açıdan, De La Espriella'nın petrol ve maden sektörlerini canlandırma vaatleri, küresel enerji piyasalarında da yankı buluyor. Kolombiya, Güney Amerika'nın önemli petrol üreticilerinden biri olarak, üretim artışının OPEC+ içindeki dengeleri etkileyebileceği öngörülüyor. Öte yandan, çevre grupları, bu politikaların Amazon yağmur ormanlarına yönelik tehditleri artırabileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'da aşırı sağ bir adayın yükselişi, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel siyasetteki yansımaları değerlendirilmeli. Latin Amerika'da milliyetçi ve korumacı politikaların güçlenmesi, Türkiye'nin bölgeyle ticari ilişkilerini etkileyebilir. Kolombiya, Türk müteahhitlik ve savunma sanayi firmaları için potansiyel bir pazar konumundayken, De La Espriella'nın olası başkanlığı, bu ilişkilerde belirsizlik yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO ve ABD ile dengeli ilişkileri göz önüne alındığında, Kolombiya'daki siyasi değişimin ABD'nin Latin Amerika politikasına etkisi takip edilmelidir. Ankara, bölgedeki gelişmeleri yakından izleyerek ticari ve diplomatik pozisyonunu güncellemelidir.