Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan Haitili göçmenler, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü (TPS) hakkındaki kararının ardından büyük bir belirsizlikle karşı karşıya. Trump yönetiminin aşağılayıcı söylemlerine rağmen kentin ekonomik canlanmasına katkı sağlayan bu topluluk, şimdi sınır dışı edilme korkusu yaşıyor.
Kararın Arka Planı ve Etkileri
Yüksek Mahkeme, 7 Mart 2025’te aldığı kararla, Trump yönetiminin 2017’de başlattığı TPS’yi sonlandırma girişimini onayladı. Bu statü, ülkelerindeki doğal afet veya çatışma nedeniyle ABD’de kalmalarına izin verilen Haitilileri kapsıyordu. Springfield’da yaklaşık 12 bin Haitili yaşıyor ve bunların çoğu restoran, fabrika ve sağlık sektöründe çalışıyor. Belediye Başkanı Rob Rue, “Topluluğumuzun bel kemiğini oluşturan bu insanların gidişi ekonomimizi çökertebilir” dedi.
Haitili göçmenler, 2020’den bu yana Springfield’ın nüfus kaybını tersine çevirerek kente yeni bir soluk getirdi. Yerel işletmeler, Haitililerin girişimciliği sayesinde büyüdü. Ancak Trump’ın 2024 seçim kampanyasında “Haitililer ülkemizi istila ediyor” söylemi, toplumda gerilimi artırdı. Birçok Haitili, artan ırkçı saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, yalnızca Ohio’daki Haitilileri değil, ABD genelinde TPS statüsüne sahip yaklaşık 300 bin kişiyi etkiliyor. Haiti’deki siyasi istikrarsızlık ve şiddet olayları nedeniyle ülkelerine dönmek istemeyen göçmenler, başka ülkelere sığınma arayışına girebilir. Uzmanlar, kararın Latin Amerika ülkelerine yönelik göç dalgasını tetikleyebileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD’nin göç politikalarının sertleşmesinin, uluslararası toplumda eleştirilere yol açması bekleniyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), kararı “insani krizi derinleştirecek bir adım” olarak nitelendirdi. Haiti hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak diplomatik kaynaklar, Port-au-Prince’in bu kararı protesto etmek için ABD’ye nota vermeyi planladığını bildiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin de benzer geçici koruma statüleri uyguladığı Suriyeli mülteciler bağlamında önemli dersler içeriyor. ABD’nin TPS kararı, göçmenlerin hukuki statülerinin kırılganlığını bir kez daha gösterdi. Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve insani sorumluluk çerçevesinde, mültecilerin entegrasyonu ve ekonomik katkılarına yönelik politikalarını sürdürmesi kritik. Ayrıca, kararın küresel göç dinamiklerine etkisi, Türkiye’nin göç yönetimi stratejilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türk dış politikası açısından, ABD’nin bu tutumu, uluslararası platformlarda insan hakları ve mülteci koruması konularında işbirliği fırsatlarını daraltabilir.