Hindistan'ın Telangana eyaletine bağlı Karimnagar kentindeki bir okulda, 10 yaşındaki bir öğrencinin öğretmeninin tokadı sonrası hayatını kaybetmesi, ülkede on yılı aşkın süredir yasak olmasına rağmen bedensel cezanın neden hâlâ yaygın olduğu tartışmasını yeniden ateşledi. Teja adlı çocuk, iddiaya göre bir öğretmenin sınıfta şiddetine maruz kaldıktan sonra fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. Ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay, ülke genelinde hem eğitim sistemini hem de çocuk haklarını koruma mekanizmalarını sorgulatan bir infial yarattı. Polis, öğretmeni tutuklarken, okul yönetimi hakkında da soruşturma başlatıldı.
Küçük Teja'nın ölümü ve toplumsal tepki
Kurban çocuğun ailesi, Teja'nın ödevini yapmadığı gerekçesiyle öğretmeninin ona tokat attığını ve ardından yere yığıldığını öne sürdü. Otopsi raporunda, çocuğun kafasına alınan darbe sonucu iç kanama geçirdiği belirtildi. Olayın ardından okul önünde toplanan öfkeli kalabalık, yetkililerden adalet isterken, birçok sivil toplum kuruluşu da bedensel cezanın okullarda hâlâ rutin bir uygulama olarak devam ettiğine dikkat çekti.
Hindistan'da çocuklara yönelik bedensel ceza, 2009 yılında çıkarılan Çocuk Haklarının Korunması Yasası (Right of Children to Free and Compulsory Education Act) ile yasaklanmıştı. Bu yasa, eğitim kurumlarında çocuklara fiziksel ya da zihinsel zarar verilmesini yasaklamakta ve ihlallerde cezai yaptırım öngörmektedir. Ancak uzmanlar, yasaların kağıt üzerinde kalmasının yanı sıra, toplumsal normların ve disiplin anlayışının hâlâ şiddeti meşrulaştırdığını vurguluyor. Ulusal Aile Sağlığı Araştırması verilerine göre, 5-17 yaş arası çocukların yaklaşık yüzde 70'i evde ya da okulda bir tür şiddetli disiplin cezasına maruz kalıyor.
Teja'nın ölümü, sadece bir kaza olarak değil, sistemik bir sorunun trajik bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Eğitim sendikaları, öğretmenlerin sınıf yönetimi konusunda yeterli eğitim almadan ve yüksek öğrenci sayısıyla baş etmeye çalışırken kolayca şiddete başvurabildiğini belirtiyor. Öte yandan, bazı kesimler, geleneksel eğitim anlayışında 'dayak cennetten çıkmaz' gibi sözlerin hâlâ yaygın olduğunu, bu nedenle yasaların etkili biçimde uygulanamadığını ifade ediyor.
Hindistan'da çocuk işçiliği ve eğitimde eşitsizlik
Bu vaka, Hindistan'ın eğitim sistemindeki kronik sorunları da gözler önüne seriyor. Ülkede 250 milyondan fazla çocuk okula gitmekte, ancak okul terk oranları ve kaliteli eğitime erişimde büyük bölgesel farklılıklar bulunmaktadır. Kırsal bölgelerde öğretmen açığı, altyapı eksikliği ve yoksulluk, çocukların eğitimden kopmasına neden olurken, bazı aileler çocuklarını tarlada ya da atölyelerde çalıştırmayı tercih edebiliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre, Hindistan'da 5-14 yaş arası yaklaşık 10 milyon çocuk işçi bulunuyor ve bu çocukların çoğu eğitim hakkından mahrum.
Teja'nın ailesi gibi yoksul aileler için devlet okulları çoğu zaman tek seçenek. Ancak bu okullarda disiplin, çoğunlukla korku ve şiddet üzerine inşa edilmiş bir anlayışla sağlanıyor. Hindistan Yüksek Mahkemesi, 2000 yılında verdiği bir kararda, her çocuğun onurlu bir eğitim hakkına sahip olduğunu ve bedensel cezanın bu hakkı ihlal ettiğini hükme bağlamıştı. Buna rağmen, uygulamadaki eksiklikler ve denetim mekanizmalarının yetersizliği, bu tür trajedilerin yaşanmasına zemin hazırlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'daki bu vaka, yalnızca ülke içinde değil, Güney Asya ve gelişmekte olan ülkelerde de yankı buldu. Birçok ülkede bedensel ceza, yasalarla yasaklanmış olsa bile, toplumsal pratiklerde varlığını sürdürüyor. UNESCO verilerine göre, dünya genelinde öğrencilerin yüzde 30'undan fazlası okulda fiziksel şiddete maruz kalıyor. Bu durum, çocukların eğitimden soğumasına ve psikolojik travmalar yaşamasına yol açıyor.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, devletlere bedensel cezanın tüm ortamlarda yasaklanması ve bu yasağın etkin biçimde uygulanması çağrısında bulunuyor. Ancak uzmanlar, yasaların yanı sıra toplumsal farkındalığın artırılması ve öğretmenlere alternatif disiplin yöntemleri konusunda eğitim verilmesi gerektiğini belirtiyor. Hindistan'da, bu olayın ardından bazı eyaletlerin bedensel cezayı önleme mekanizmalarını güçlendirme sözü vermesi, umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocuklara yönelik bedensel ceza, hem eğitim kurumlarında hem de aile içinde uzun süredir tartışma konusu. 2005 yılında çıkarılan Türk Ceza Kanunu'nun 232. maddesi ile bedensel ceza yasaklanmış olmasına rağmen, toplumsal pratiklerde hâlâ karşılaşılan vakalar bulunuyor. Hindistan'daki bu trajik olay, Türkiye'deki eğitim sendikaları ve çocuk hakları derneklerinin de gündemine taşındı. Türkiye'nin, çocukların korunmasına yönelik yasal çerçeveyi güçlendirmesi, öğretmen eğitimlerinde disiplin yöntemlerine daha fazla yer vermesi ve toplumsal farkındalık kampanyaları yürütmesi, benzer vakaların yaşanmaması açısından kritik önem taşıyor. Ayrıca, bölgesel ve küresel düzeyde çocuk hakları ihlallerinin izlenmesi, Türkiye'nin uluslararası insan hakları standartlarına uyumunu pekiştirecektir.