Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), yayımladığı son Ekonomik Görünüm Raporu'nda 2027 yılına kadar küresel büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ederken, enflasyonun beklenenden daha kalıcı olabileceği uyarısında bulundu. Paris merkezli kuruluş, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklerin arttığına dikkat çekerek, merkez bankalarının faiz indirimlerinde temkinli olması gerektiğini vurguladı.
Büyüme Tahminlerinde Aşağı Yönlü Revizyon
OECD'nin raporuna göre, 2024 yılı için küresel büyüme beklentisi yüzde 3,1 olarak korunurken, 2025 ve 2026 yılları için tahminler sırasıyla yüzde 3,0 ve yüzde 2,9'a indirildi. 2027 yılı için ise büyüme oranı yüzde 2,8 olarak öngörüldü. Bu rakamlar, pandemi öncesi dönemdeki ortalama büyüme hızının oldukça altında kalıyor. Kuruluş, özellikle gelişmiş ekonomilerdeki yavaşlamanın belirginleştiğini, ABD ve Euro Bölgesi'nde büyümenin potansiyelin altında seyredeceğini belirtti. ABD için 2025 büyüme tahmini yüzde 2,1'den yüzde 1,9'a, Euro Bölgesi için ise yüzde 1,4'ten yüzde 1,2'ye çekildi. Çin ekonomisinin büyüme hızının da 2025'te yüzde 4,7'ye, 2026'da yüzde 4,4'e gerilemesi bekleniyor. Raporda, jeopolitik gerilimler, ticaret kısıtlamaları ve yapısal verimlilik sorunları büyüme üzerindeki başlıca riskler olarak sıralandı.
Enflasyon Riski ve Para Politikası Uyarıları
OECD, enflasyonun birçok ülkede hedeflenen seviyelere dönüşünün sanıldığından daha uzun sürebileceği uyarısında bulundu. Özellikle hizmet enflasyonunun yapışkan olduğu ve ücret artışlarının fiyatlara yansımaya devam ettiği vurgulandı. Raporda, “Enflasyonun kalıcı olma riski, merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesine veya mevcut sıkı duruşlarını korumasına neden olabilir” ifadelerine yer verildi. OECD, merkez bankalarının para politikasını gevşetmede acele etmemesi gerektiğini, ancak ekonomik yavaşlamanın derinleşmesi halinde kademeli adımlar atılabileceğini belirtti. Kuruluş, küresel ticaretteki korumacılık eğilimlerinin de enflasyonist baskıları artırabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, artan jeopolitik riskler (özellikle enerji fiyatları üzerinden) enflasyon görünümüne yukarı yönlü risk ekliyor. OECD, hükümetlere mali disiplin çağrısında bulunarak, artan borç yüküne karşı yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Raporda, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme yatırımlarının uzun vadede büyümeyi destekleyebileceği, ancak kısa vadede maliyet artışlarına yol açabileceği de belirtildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
OECD'nin küresel büyüme ve enflasyon uyarıları, Türkiye ekonomisi için de önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele ederken, küresel talepteki yavaşlama ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle AB ve Orta Doğu pazarlarındaki daralma, Türk ihracatçılar için risk oluşturuyor. OECD'nin faiz indirimlerinde temkinli olunması yönündeki tavsiyesi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) mevcut sıkı para politikasını ne kadar süre daha sürdüreceği sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye, enerji ithalatçısı bir ülke olarak jeopolitik risklerden kaynaklanan emtia fiyat artışlarına karşı hassas konumda. Öte yandan, OECD'nin yapısal reform çağrıları, Türkiye'nin verimlilik artışı ve yatırım ortamının iyileştirilmesi yönündeki çabalarıyla örtüşüyor. Küresel ekonomideki belirsizlikler, Türkiye'nin büyüme hedefleri ve enflasyonla mücadelesi açısından yakından izlenmesi gereken bir tablo çiziyor.