Japonya Merkez Bankası eski Başkanı Shirakawa Masaaki, dünya genelinde birçok gelişmiş ekonomiyi tehdit eden nüfus azalması sorununa karşı alınabilecek önlemleri değerlendirdi. Shirakawa, düşen doğum oranları ve yaşlanan nüfusun yarattığı ekonomik yükün hafifletilmesi için en büyük zorluğun yaşlı neslin desteğini kazanmak olduğunu belirtti. Ona göre, hükümetler emeklilik sistemlerini ve sağlık hizmetlerini sürdürülebilir kılmak için yaşlıların çalışma hayatında daha uzun süre kalmasını teşvik etmeli ve göç politikalarını yeniden düşünmelidir.
Nüfus azalmasının ekonomik etkileri
Shirakawa, Japonya örneğinden yola çıkarak nüfus azalmasının işgücü arzını daralttığını, vergi gelirlerini düşürdüğünü ve sosyal güvenlik sistemleri üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı. Japonya'da 65 yaş üstü nüfus oranı %29'a ulaşırken, doğurganlık hızı 1.3'te kaldı. Bu durum, sağlık ve emeklilik gibi kamu harcamalarının GSYİH içindeki payını artırırken, üretken nüfusun azalmasıyla ekonomik büyüme potansiyelini sınırlıyor. Benzer eğilimler Güney Kore, Almanya, İtalya ve diğer birçok ülkede de gözlemleniyor.
Eski merkez bankacı, yaşlıların işgücüne katılımının artırılmasının, sadece ekonomik büyümeyi desteklemekle kalmayıp aynı zamanda sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliğine de katkıda bulunacağını ifade etti. Ancak bu, yaşlıların daha uzun süre çalışmaya ikna edilmesini ve işyerlerinin yaşlı çalışanlara uygun hale getirilmesini gerektiriyor. Shirakawa, ayrıca verimlilik artışını teşvik eden teknolojik yeniliklerin ve otomasyonun da nüfus azalmasının etkilerini hafifletebileceğini sözlerine ekledi.
Küresel boyut ve politika önerileri
Shirakawa, nüfus azalmasının sadece gelişmiş ülkelerin sorunu olmadığını, Çin gibi orta gelirli ülkelerde de hızla kendini gösterdiğini belirtti. Çin'in nüfusu 2022'de düşüşe geçti ve doğurganlık oranı 1.2'ye geriledi. Küresel çapta, düşük doğurganlık oranları ve artan yaşam beklentisi, kamu maliyesi, sağlık sistemi ve işgücü piyasaları üzerinde baskı oluşturuyor.
Eski başkana göre, hükümetlerin atması gereken adımlar arasında göç politikalarının daha esnek hale getirilmesi, kadınların işgücüne katılımının artırılması, çocuk bakımı ve eğitim harcamalarının artırılması, ve yaşlıların çalışma saatlerinin azaltılması gibi esnek çalışma modellerinin yaygınlaştırılması yer alıyor. Shirakawa, bu önlemlerin başarılı olması için toplumsal mutabakatın şart olduğunu, özellikle yaşlı neslin emeklilik yaşının yükseltilmesi gibi reformlara direniş gösterebileceğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de nüfus artış hızı yavaşlasa da, henüz gelişmiş ülkelerdeki gibi bir azalma yaşanmamaktadır. Ancak, doğurganlık oranının 2023 itibarıyla 1.5'e gerilemesi ve yaşlı nüfusun payının artması, uzun vadede benzer sorunların ortaya çıkabileceğine işaret etmektedir. Shirakawa'nın vurguladığı gibi, yaşlıların işgücüne katılımı ve verimlilik artışı, Türkiye'nin de gelecekte karşılaşabileceği nüfus yapısındaki değişimlere hazırlıklı olması açısından dikkate alınması gereken politikalardır. Özellikle Avrupa'ya kıyasla daha genç bir nüfusa sahip olan Türkiye, bu avantajını koruyabilmek için doğurganlığı teşvik edici ve eğitim-istihdam bağlantısını güçlendirici önlemler almalıdır.