Nijer'in başkenti Niamey'de yaşanan başarısız askeri ayaklanma, ülkenin askeri yapısındaki derin gerilimleri su yüzüne çıkarırken, Rusya'nın Afrika Kolordusu olarak bilinen paralı asker grubunun isyanı bastırmadaki etkin rolünü de gözler önüne serdi. 2023 darbesiyle yönetime gelen cunta, kendi içindeki muhalif askerlerin girişimiyle sarsılırken, olaylar bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.
Darbe Girişiminin Ayrıntıları
Nijer ordusuna bağlı bazı birliklerin, başkentteki kilit noktaları ele geçirmeye çalışmasıyla başlayan ayaklanma, cunta yanlısı güçlerin ve Rusya'nın Afrika Kolordusu'nun müdahalesiyle kısa sürede bastırıldı. Olaylar sırasında şehirde silah sesleri duyulurken, askeri yetkililer durumun kontrol altına alındığını açıkladı. Ancak bu girişim, Nijer'deki askeri yönetimin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kaynaklara göre, isyanın arkasında, cunta lideri General Abdourahamane Tchiani'ye muhalif olan ve ülkenin kuzeyindeki altın madenlerinin güvenliğinden sorumlu bazı subayların olduğu iddia ediliyor. İsyancıların, Tchiani'nin Fransa'ya yakınlığı ve ülkenin doğal kaynaklarını Rusya'ya peşkeş çektiği gerekçesiyle harekete geçtiği öne sürülüyor. Ancak bu iddialar resmi makamlarca doğrulanmadı.
Rusya'nın Artan Etkisi
Son dönemde Mali, Burkina Faso ve Nijer'de art arda yaşanan darbelerle birlikte Rusya, Sahil bölgesinde etkisini hızla artırdı. Fransa'nın askerlerini çekmesiyle oluşan boşluğu dolduran Rusya, hem askeri hem ekonomik anlaşmalarla bölge ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirdi. Afrika Kolordusu'nun Nijer'deki varlığı, cunta yönetiminin güvenlik garantörü konumunu pekiştiriyor. Ancak bu durum, yerel halk arasında da tepkilere yol açıyor; bazı gruplar Rusya'nın yeni bir sömürgeci güç olarak algılanmasından endişe duyuyor.
Analistler, Rusya'nın Afrika'daki varlığının yalnızca askeri danışmanlıkla sınırlı olmadığını, maden imtiyazları ve enerji anlaşmalarıyla ekonomik nüfuzunu da artırdığını vurguluyor. Nijer'deki uranyum yatakları, ülkeyi küresel nükleer enerji piyasasında önemli bir oyuncu haline getiriyor. Bu kaynakların kontrolü, bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini çekmeye devam ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nijer'deki bu gelişmeler, Batı Afrika'da demokrasinin gerilemesi ve askeri yönetimlerin yaygınlaşması bağlamında değerlendiriliyor. Ekonomik Topluluk (ECOWAS), Nijer'deki cuntaya yaptırım uygulamış, ancak bu yaptırımlar rejimi zayıflatmakta yetersiz kalmıştı. Darbe girişiminin ardından ECOWAS'ın nasıl bir tavır alacağı merakla bekleniyor.
Küresel ölçekte ise bu olay, Rusya'nın Afrika'daki angajmanının ne kadar derin olduğunu gösteriyor. Ukrayna savaşı nedeniyle Batı'nın yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Moskova, Afrika'da yeni müttefikler edinerek izolasyonu kırmaya çalışıyor. Nijer, Mali ve Burkina Faso'nun oluşturduğu ittifak, bölgede Fransa karşıtı bir bloğun habercisi olarak okunuyor. ABD ve Avrupa Birliği ise bölgedeki nüfuzlarını kaybetmemek için yeni stratejiler geliştirmek zorunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijer'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikası açısından da önem taşıyor. Ankara, son yıllarda savunma sanayii iş birlikleri ve insani yardım anlaşmalarıyla kıtadaki varlığını artırdı. Nijer'deki istikrarsızlık, Türk yatırımlarının güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, Libya ve Somali'de olduğu gibi Afrika'da askeri üs kurma veya güvenlik anlaşmaları yapma arayışında; bu tür krizler, Türkiye'nin bölgedeki dengeleri gözeten bir dış politika izlemesini zorunlu kılıyor. Ankara'nın, Sahel'de artan Rus etkisine karşı Batı ile dengeleyici bir rol üstlenip üstlenmeyeceği önümüzdeki dönemde netleşecek.