ABD, İran'ın stratejik Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz ticaretine yönelik 'yakın bir tehdit' oluşturduğunu duyurdu. Washington yönetimi, Tahran'ın bölgedeki askeri hareketliliğinin 'provokatif' olduğunu ve küresel enerji arzını tehlikeye attığını savundu. Bu açıklama, Basra Körfezi'ndeki gerginliğin son haftalarda tırmanmasının ardından geldi; bölgede bir dizi tanker ele geçirme ve insansız hava aracı saldırısı yaşanmıştı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, İran'ın Hürmüz Boğazı çevresinde konuşlandırdığı deniz kuvvetlerinin ticari gemiler için 'doğrudan bir tehdit' oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı deniz kuvvetlerinin son günlerde uluslararası sularda birkaç ticari gemiyi taciz ettiği ve bunun 'uluslararası hukukun açık bir ihlali' olduğu ifade edildi. ABD tarafı ayrıca, bu eylemlerin enerji piyasalarını istikrarsızlaştıracağını ve bölgesel güvenliği baltalayacağını vurguladı.
İran ise suçlamaları reddederek, uluslararası sularda seyrüsefer güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğunu ve ABD'nin 'asılsız iddialarla' gerilimi tırmandırdığını savundu. Tahran yönetimi, daha önce de Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinde bulunmuş; bu da küresel petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yoluna ilişkin endişeleri artırmıştı.
Uzmanlar, ABD'nin bu sert açıklamasının, İran ile son dönemde yaşanan ve nükleer müzakerelerin de dahil olduğu daha geniş bir krizin parçası olduğuna dikkat çekiyor. Washington ve Tahran arasındaki görüşmeler, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve bölgedeki vekil güçleri nedeniyle kesintiye uğramış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden Hint Okyanusu'na uzanan ve dünya petrol ihracatının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin petrol ihracatının büyük kısmı bu boğazdan gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla, burada yaşanacak bir çatışma veya kapatma girişimi, küresel enerji fiyatlarını hızla yükseltebilir ve dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir.
Son haftalarda, bölgede bir dizi gerginlik yaşandı. İran güçleri, uluslararası sularda seyreden ticari gemilere el koydu ve bazılarına ateş açtı. Buna karşılık ABD, Körfez'e ek deniz kuvvetleri ve savaş uçakları konuşlandırdı. Ayrıca, İngiltere ve diğer Batılı ülkeler de bölgedeki varlıklarını güçlendirdi. Bu durum, bölgede yeni bir askeri çatışma riskini artırıyor.
Uzmanlar, ABD ve İran arasındaki bu gerilimin, 2019'da Hürmüz Boğazı'nda yaşanan tanker saldırılarını andırdığını ve tarafların 'provokasyonların eşiğinde' olduğunu belirtiyor. İran'ın ekonomik olarak zor durumda olması ve nükleer programı nedeniyle uluslararası baskı altında bulunması, Tahran'ı daha agresif bir tutuma itebilir. Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın nükleer anlaşmaya dönmesini istiyor ancak mevcut koşullarda müzakere umutları zayıf görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinden doğrudan etkilenmektedir. Bölgede yaşanacak bir kriz, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükselterek Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle artan ticari ve diplomatik ilişkileri göz önüne alındığında, bölgesel istikrarsızlık Ankara'nın çıkarlarına zarar verebilir. Türkiye, İran ile ekonomik ve enerji işbirliği konusunda hassas bir denge gözetirken, ABD ile ilişkilerinde de Körfez'deki güvenlik konuları önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle, Ankara'nın gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik çabaları desteklemesi ve enerji tedarik hatlarını çeşitlendirme politikasını sürdürmesi beklenir.