Nijer'de 2023'te gerçekleşen ve başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişimi, ülkenin silahlı kuvvetleri içindeki derin bölünmeleri ve bölgedeki güç dengelerini değiştiren Rusya'nın artan etkisini açıkça gözler önüne serdi. Geçici hükümetin iç çekişmelerle uğraştığı bir dönemde patlak veren bu girişim, aynı zamanda cuntanın halk nezdindeki desteğinin azaldığını ve ordunun cihatçı gruplara karşı mücadelede yetersiz kaldığını ortaya koydu. Ekipman eksiklikleri ve düşük maaşlarla mücadele eden askerler, artan güvenlik tehditleri karşısında zor durumda.
Başarısız Darbe Girişiminin Arka Planı
Olaylar, 2024 yılının başlarında, başkent Niamey'de bir grup subayın hükümeti devirme girişimiyle başladı. Ancak girişim, kilit askeri birliklerin sadık kalması ve uluslararası toplumun da desteğiyle hızla bastırıldı. Darbecilerin yakalanması ve sorgulanması, ordudaki farklı gruplar arasındaki etnik ve siyasi gerilimleri de gün yüzüne çıkardı. Nijer ordusu, tarihsel olarak ülkenin istikrarında önemli bir rol oynamış olsa da, son yıllarda iç çatışmalar ve mali yolsuzluklar nedeniyle zayıflamış durumda.
Nijer, Sahel bölgesindeki en yoksul ülkelerden biri olarak, ordusuna yeterli kaynağı ayırmakta zorlanıyor. Askerler, özellikle sınır bölgelerinde konuşlanmış birlikler, modern teçhizat eksikliği, eskiyen araçlar ve yetersiz mühimmat nedeniyle zorlu koşullarda görev yapıyor. Bu durum, askerlerin moralini düşürürken, cihatçı gruplarla etkili bir şekilde mücadele etmelerini de engelliyor. Düşük maaşlar ve kötü yaşam koşulları, ordudaki huzursuzluğu artıran bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Başarısız darbe girişimi, aynı zamanda bu zorlukların bir sonucu olarak görülüyor. Askeri yetkililer ve analistler, düşük rütbeli subayların ve erlerin, hükümetin güvenlik politikalarını yetersiz bulduklarını ve bu nedenle radikal çözümlere yönelebileceklerini belirtiyor. Cunta yönetimi ise, darbe girişiminin ardından orduda kapsamlı bir tasfiye gerçekleştirerek sadakati artırmaya çalışıyor. Ancak bu hamle, ordudaki bölünmüşlüğü daha da derinleştirebilir.
Rusya'nın Nijer'deki Etkisi ve Bölgesel Güç Mücadelesi
Darbe girişiminin ardından Rusya'nın Nijer'deki etkisi daha da belirgin hale geldi. Ülkede konuşlanan Rus askeri danışmanlarının sayısı artarken, Moskova yönetimi cunta ile askeri ve ekonomik iş birliğini güçlendirmek için çaba sarf ediyor. Rusya, özellikle Mali ve Burkina Faso gibi komşu ülkelerde olduğu gibi, Nijer'de de Batı karşıtı söylemleri kullanarak nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Fransa'nın askerlerini çekmesi ve ABD'nin etkisinin azalmasıyla ortaya çıkan güç boşluğunu doldurmak isteyen Rusya, askeri teçhizat ve güvenlik desteği karşılığında ülkenin doğal kaynaklarına erişim elde etmeyi hedefliyor.
Nijer, Batı Afrika'da stratejik bir konuma sahip olması nedeniyle bölgesel ve küresel güçlerin ilgisini çekiyor. Ülke, uranyum yatakları bakımından zengin olmasının yanı sıra, sahip olduğu askeri üslerle de dikkat çekiyor. ABD, Nijer'de insansız hava aracı üssü bulundururken, Fransa da uzun süre askeri varlık göstermişti. Ancak son dönemde Fransız karşıtı duyguların artması ve Rusya'nın devreye girmesiyle birlikte dengeler değişmeye başladı. Rusya'nın Nijer'deki varlığı, yerel halk arasında bazı kesimler tarafından olumlu karşılansa da, Batılı ülkeler endişelerini dile getiriyor.
Nijer'deki istikrarsızlık, sadece ülkenin iç meselesi olmaktan çıkarak bölgesel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. Sahel bölgesinde faaliyet gösteren cihatçı gruplar, hükümetlerin zayıflığından faydalanarak etki alanlarını genişletmeye çalışıyor. Bu durum, komşu ülkelerin güvenliğini de tehdit ediyor. Nijer'in güneyindeki Nijerya ve batısındaki Mali, terör örgütlerinin saldırılarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Küresel güçlerin Nijer üzerindeki nüfuz mücadelesi, bölgesel iş birliği çabalarını da baltalayarak çözümü daha da zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijer'deki darbe girişimi ve artan Rus etkisi, Türkiye'nin Sahra Altı Afrika politikası açısından önemli gelişmeler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda Afrika ile ticari ve askeri ilişkilerini geliştirmeye odaklanmış durumda. Nijer, Türkiye'nin kıtadaki insani yardım ve kalkınma projelerinden yararlanan ülkelerden biri. Ancak siyasi istikrarsızlık, bu alandaki iş birliğini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Rusya'nın nüfuz alanını genişletmesi, bölgede denge arayışında olan Türkiye için hem risk hem de fırsat unsuru oluşturuyor. Ankara, Nijer ile ilişkilerini sürdürürken, bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları destekliyor. Türkiye'nin İnsansız hava aracı ve askeri teçhizat ihracatı, kriz sonrası toparlanma sürecinde Nijer'in güvenlik güçlerinin modernizasyonuna katkı sağlayabilir. Bu bağlamda, Türk dış politikasının çok yönlü yaklaşımı, Nijer'deki gelişmelerin şekillenmesinde belirleyici olabilir.