Nijer'de geçen yıl gerçekleşen askeri darbenin ardından iktidara gelen cunta yönetimi, LGBTQ+ bireylerine yönelik sistematik bir baskı başlattı. En az 40 kişinin gözaltına alındığı operasyonlarda, eşcinsellikle mücadele adı altında bir "cadı avı" yürütülüyor. Ülkede HIV/Aids tedavisinde kullanılan önleyici ilaçlara (PrEP) erişim tamamen durdurulurken, insan hakları örgütleri durumu "zehirli bir iklim" olarak tanımlıyor.
Gelişmenin arka planı
Nijer'de Temmuz 2023'teki darbeyle yönetime el koyan askeri rejim, kısa süre içinde LGBTQ+ hakları konusunda sert bir tutum benimsedi. Geçen hafta ülkenin kuzeyindeki Agadez kentinde en az 20 kişi, Agadez'de 15 kişi ve başkent Niamey'de 5 kişi olmak üzere toplamda 40'tan fazla kişi "doğaya aykırı fiiller" suçlamasıyla gözaltına alındı. Tutuklananlar arasında yerel bir LGBTQ+ aktivisti ve bir kadın hakları savunucusu da bulunuyor.
Nijer'de eşcinsellik, 2023 darbesinden önce de yasal değildi ancak uygulamada nadiren cezalandırılıyordu. Darbe sonrası yönetim, İslam hukukunu daha katı bir şekilde uygulama sözü verdi ve bu kapsamda eşcinselliğe karşı operasyonları yoğunlaştırdı. İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre, tutuklamalar sırasında polis şiddet kullandı ve bazı kişilere işkence yapıldığı yönünde raporlar var.
Bölgesel ve küresel boyut
Nijer'deki bu gelişmeler, Batı Afrika'da artan LGBTQ+ karşıtı söylemlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bölgede Mali ve Burkina Faso gibi askeri darbe yaşamış ülkelerde de benzer baskılar görülüyor. Nijer'de HIV/Aids tedavisinde kullanılan PrEP ilaçlarının tedariki tamamen durdu. Bu durum, ülkede HIV/Aids vakalarının yeniden artmasına yol açabilecek bir sağlık krizi riskini beraberinde getiriyor. Dünya Sağlık Örgütü, Nijer'de 2022 yılında 40 bin civarında HIV pozitif vaka bulunduğunu tahmin ediyor.
Uluslararası toplumdan tepkiler gelmeye başladı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü, "Nijer'deki tutuklamalar derin endişe verici. Hiç kimse cinsel yönelimi nedeniyle hedef alınmamalı" açıklamasını yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Nijer'deki insan hakları ihlallerine dikkat çekti ve yardımların gözden geçirileceğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nijer'le son yıllarda geliştirdiği ekonomik ve askeri ilişkilerle bölgede önemli bir aktör haline gelmişti. Ancak Nijer'deki askeri rejimin insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin bölgedeki imajını olumsuz etkileyebilir. Türk şirketlerinin Nijer'deki maden ve inşaat yatırımları, siyasi istikrarsızlık nedeniyle risk altına girebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Sahel bölgesindeki terörle mücadele iş birliği, Nijer'deki iç baskıların artmasıyla sekteye uğrayabilir. Bu gelişme, Ankara'nın bölgede dengeli bir insan hakları ve güvenlik politikası izlemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.