Nijer Savunma Bakanlığı, başkent Niamey'de gece boyunca düzenlenen saldırıların ardından silahlı kuvvetlerin hedef alınan noktalarda kontrolü aşamalı olarak yeniden sağladığını açıkladı. Açıklama, cumartesi günü geçici olarak yayına ara verdikten sonra yeniden başlayan devlet televizyonunda okundu. Yetkililer, saldırının ayrıntılarına ilişkin henüz net bilgi vermezken, durumun kontrol altına alındığını ve güvenlik güçlerinin operasyonlarının sürdüğünü bildirdi. Olay, cunta yönetiminin iktidarı ele geçirmesinden bu yana başkentte yaşanan en ciddi güvenlik krizi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Gece Yarısı Saldırısı ve Kesintili Yayın
Saldırı, yerel saatle gece yarısından hemen sonra başladı. Görgü tanıkları, başkentin çeşitli noktalarında şiddetli patlama ve silah sesleri işitildiğini bildirdi. Saldırının, askeri üsler ve stratejik hükümet binaları dahil olmak üzere birden fazla hedefe yönelik olduğu belirtiliyor. Devlet televizyonunun (ORTN) yayını, çatışmaların başlamasının ardından kesildi; bu durum, hükümetin kontrolü kaybettiğine dair söylentilere yol açtı. Ancak yayın, cumartesi sabahı yeniden başladı ve Savunma Bakanlığı'nın açıklaması ekrandan okundu.
Savunma Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Nijer Silahlı Kuvvetleri, gece boyunca başkentteki bazı noktalara yönelik düzenlenen hain saldırıyı püskürtmüş ve kontrolü yeniden ele geçirmiştir. Operasyonlar, güvenliği tam olarak sağlamak amacıyla devam etmektedir" ifadelerine yer verildi. Açıklamada herhangi bir can kaybı veya yaralı sayısı belirtilmedi. Saldırının sorumluluğunu üstlenen olmadı, ancak bölgede faaliyet gösteren cihatçı grupların veya cunta karşıtı unsurların dahil olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor. Nijer'de, geçen yıl darbeyle iktidara gelen askeri cuntaya karşı zaman zaman protesto ve güvenlik olayları yaşanıyor; ancak bu saldırı, başkentin kalbinde cuntanın iktidarını doğrudan hedef alan ilk büyük çaplı eylem olarak öne çıkıyor.
Olayın hemen ardından cunta lideri General Abdourahamane Tchiani'nin durumuna ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. Ancak başkentte güvenlik güçlerinin yoğun önlem aldığı, kritik noktalarda arama noktaları oluşturulduğu ve hükümet binaları civarında zırhlı araçların konuşlandığı bildirildi. Ayrıca, uluslararası uçuşların geçici olarak durdurulduğu, kara sınırlarının ise kontrollü bir şekilde açık tutulduğu öğrenildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Sahel'de Artan Kırılganlık
Nijer, Sahel bölgesinin güvenlik açısından en kırılgan ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. 2023 yılında yaşanan askeri darbenin ardından ülke, Batı Afrika Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) tarafından ağır yaptırımlara maruz kalmış, ancak yeni cunta yönetimi Rusya ile yakınlaşma ve Fransa ile anlaşmazlıklar üzerinden bölgesel dengeleri değiştirmişti. Bu saldırı, cuntanın ülke içindeki kontrolünün ne kadar sağlam olduğu konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Uzmanlar, saldırının cunta karşıtı unsurlar, etnik gruplar veya dış bağlantılı isyancılar tarafından düzenlenmiş olabileceğini belirtiyor. Özellikle, Fransa'nın askeri varlığını çekmesinin ardından bölgede oluşan güç boşluğu, cihatçı grupların faaliyetlerini artırmasına olanak sağlamıştı. Nijer'in kuzey ve doğu sınır bölgeleri, El-Kaide ve IŞİD bağlantılı grupların saldırılarına sıklıkla sahne oluyor. Bununla birlikte, başkentteki bu tür bir sızma girişimi, güvenlik güçlerinin operasyonel kapasitesine ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor.
Bölgesel olarak, Nijer'deki istikrarsızlık, komşu Mali, Burkina Faso ve Çad'ı da etkileyebilecek geniş bir kırılganlık yaratıyor. Özellikle, Nijer'in uranyum zengini yatakları, Batı'nın nükleer enerji ihtiyacı açısından stratejik önem taşıyor; dolayısıyla ülkedeki güvenlik durumu, küresel enerji piyasalarında da yakından izleniyor. ABD ve Fransa'nın bölgedeki askeri varlıklarını yeniden yapılandırdığı bu dönemde, Nijer'deki olaylar, Batı'nın Sahel politikasının yeniden gözden geçirilmesine yol açabilir.
Öte yandan, cunta yönetiminin uluslararası toplum tarafından hâlâ tanınmadığı hatırlatılıyor. Bu saldırı, cuntanın meşruiyetini daha da zayıflatabilir; ancak aynı zamanda cunta liderliğine, iç tehditleri bahane ederek muhalefeti daha sert biçimde bastırma fırsatı da verebilir. Tüm bu gelişmeler, Sahel bölgesindeki demokrasi mücadelesi ve güvenlik mimarisi açısından kritik bir döneme işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin son yıllarda Nijer ve genel olarak Afrika Boynuzu-Sahel bölgesinde artan diplomatik ve savunma iş birliği politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Nijer ile askeri eğitim anlaşmaları ve insani yardım projeleri yürütüyor; bu nedenle ülkedeki istikrarsızlık, Türk çıkarlarını risk altına sokabilir. Öte yandan, Nijer'deki kriz, bölgede etkinliğini artırmaya çalışan Rusya ve Fransa arasındaki rekabeti derinleştirirken, Türkiye'nin 'Afrika'da barış ve kalkınma' odaklı dış politikası çerçevesinde, Sahel'de güvenlik reformuna destek verme ve kapsayıcı diyalog çağrılarını öne çıkarması beklenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgedeki istikrarın korunmasına yönelik girişimleri, önümüzdeki dönemde daha da önem kazanabilir.