ABD'nin Louisiana eyaletinde, New Orleans banliyösünde bir kilisede papazlık yapan Terry Reed, iki erkek çocuğa yönelik cinsel istismar ve tecavüz suçlarından 80 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, 44 yaşındaki Reed'in, biri 13 diğeri 15 yaşında olan iki çocuğa yıllar boyunca cinsel tacizde bulunduğunu ve bu eylemlerini dini otoritesini kullanarak gizlediğini belirledi. Kurbanlardan birinin annesi, mahkemede yaptığı konuşmada Reed'i 'tam bir başarısızlık örneği' olarak nitelendirdi.
Gelişmenin arka planı
Dava, 2023 yılında bir kurbanın ailesinin şikayetiyle ortaya çıktı. Polis soruşturması, Reed'in 2018-2022 yılları arasında kilisedeki gençlik programlarında görevli olduğu sırada çocuklara yaklaştığını ve dini sohbet bahanesiyle onları evine götürdüğünü ortaya çıkardı. İkinci kurban, Reed'in kendisine uygunsuz mesajlar attığını ve fiziksel temasta bulunduğunu ifade etti. Jüri, Reed'i 15 ayrı suçlamadan suçlu buldu; bunlar arasında birinci derece cinsel istismar, reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuk pornografisi bulundurma yer alıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu dava, ABD'de dini kurumlarda yaşanan cinsel istismar skandallarının bir parçası olarak görülüyor. Katolik Kilisesi başta olmak üzere birçok dini kurum, geçmişte benzer vakalar nedeniyle büyük tazminatlar ödemek zorunda kalmıştı. Ancak Protestan mezheplerine bağlı kiliselerde de benzer iddialar artmaktadır. Uzmanlar, dini otoritenin istismar suçlarında bir kalkan olarak kullanıldığını ve kurbanların uzun yıllar sessiz kaldığını belirtiyor. Bu tür davalar, ABD'de çocuk koruma yasalarının daha da sıkılaştırılması yönünde talepleri beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede dini kurumlara yönelik güven ve denetim mekanizmaları tartışma konusudur. Bu dava, dini otoritenin kötüye kullanımının evrensel bir sorun olduğunu göstermektedir. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı cami ve Kur'an kurslarında benzer istismar vakalarının önlenmesi için alınan tedbirlerin yeterliliği sorgulanabilir. Ayrıca, ABD'deki bu tür davalar, uluslararası kamuoyunda dini kurumların şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını yükseltmesi yönünde baskı oluşturabilir. Türkiye'nin bu alandaki mevzuatını gözden geçirmesi ve çocuk koruma mekanizmalarını güçlendirmesi önerilebilir.