ABD Başkanı Donald Trump, Cumartesi sabahı sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ülkesi ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptını (MOU) eleştiren "aptallara" yüklendi. Eski Başkan Barack Obama ve bazı Kongre üyelerinin anlaşmaya yönelik itirazlarına sert yanıt veren Trump, "Radikal sol aptallar ve Demokratlar, İran'a karşı yürüttüğümüz savaşta ne kadar başarılı olduğumuzu anlamıyorlar" ifadelerini kullandı. Anlaşma, Tahran yönetiminin nükleer programına kısıtlamalar getirirken, yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor.
Anlaşmanın arka planı ve tarafların tutumu
Mutabakat zaptı, ABD ile İran arasında dolaylı müzakerelerin ardından bu hafta başında imzalandı. Trump yönetimi, anlaşmayı "İran'ın nükleer silah geliştirmesini engelleyen tarihi bir adım" olarak nitelendirirken, eski Başkan Obama ve Demokratlar, anlaşmanın yeterince kapsamlı olmadığını ve İran'a fazla taviz verildiğini savunuyor. Obama, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu anlaşma, İran'ın bölgesel faaliyetlerini ve balistik füze programını kapsamıyor. Ayrıca, denetim mekanizmaları da zayıf" dedi. Buna karşılık Trump, Obama döneminde imzalanan 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) "felaket" olarak nitelendirerek, kendi anlaşmalarının daha iyi olduğunu iddia etti.
Anlaşma metninde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin yüzde 3,67 ile sınırlandırılması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine izin verilmesi gibi maddeler yer alıyor. Ancak eleştirmenler, anlaşmanın süresinin kısa olduğunu ve 2030 yılında sona erecek kısıtlamaların ardından İran'ın yeniden nükleer silah geliştirebileceğini öne sürüyor. Trump yönetimi ise bu eleştirilere, "Anlaşma, İran'ı nükleer silah üretmekten alıkoyacak şekilde tasarlandı. Ayrıca, herhangi bir ihlal durumunda yaptırımlar derhal devreye girecek" yanıtını verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşma, Ortadoğu'da İran'ın nükleer programına ilişkin uzun süredir devam eden gerilimi hafifletme potansiyeli taşıyor. Ancak Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölgesel aktörler, anlaşmayı endişeyle karşılıyor. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İran'ın nükleer faaliyetlerine tam anlamıyla son verilmediği sürece, bölgesel güvenlik tehdit altında olacaktır" denildi. İsrail Başbakanı ise anlaşmayı "tarihi bir hata" olarak nitelendirdi. Öte yandan, Avrupa Birliği ve BM, anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Bu anlaşma, diplomasinin gücünü göstermektedir. İran'ın uluslararası yükümlülüklerine uyması halinde, bölgesel istikrara katkı sağlayabilir" dedi.
Anlaşmanın küresel enerji piyasalarına da etkisi olması bekleniyor. İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi, ülkenin petrol ihracatını artırabilir ve küresel petrol fiyatlarında düşüşe yol açabilir. Ancak uzmanlar, anlaşmanın uygulanmasının karmaşık olduğunu ve taraflar arasında güven eksikliğinin devam ettiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile nükleer müzakerelerde uzun süredir ılımlı bir tutum sergileyerek diplomasiyi desteklemektedir. Bu anlaşma, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran ile ticari ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin İran doğalgaz ve petrol alımını kolaylaştırabilir. Ancak anlaşmanın bölgesel güvenlik boyutu, özellikle Suriye ve Irak'taki dengeler açısından Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir. İran'ın nükleer programına getirilen kısıtlamalar, bölgesel gerilimi azaltabilir, ancak Suudi Arabistan ve İsrail'in tepkileri yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Ankara, bu süreçte hem Batı ile ilişkilerini hem de İran ile iş birliğini dengelemek zorunda kalacak.