Hollywood yönetmeni Carl Erik Rinsch, Netflix'i 11 milyon dolar dolandırmak suçundan iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. 47 yaşındaki yönetmen, streaming devinin "Gone" adlı bilimkurgu dizisi için sağladığı bütçeyi Rolls-Royce, Ferrari gibi lüks araçlara, nadir saatlere ve kripto para yatırımlarına harcamakla suçlanıyor. Rinsch'in avukatları, müvekkillerinin "büyük bir hata" yaptığını ancak hapis cezasının ağır olduğunu savundu.
Baştan Sona Bir Dolandırıcılık Planı
Olay, 2018 yılında Netflix'in Rinsch ile 44 milyon dolarlık bir anlaşma yapmasıyla başladı. Anlaşma kapsamında yönetmenin "Gone" isimli bir bilimkurgu dizisi çekmesi gerekiyordu. Ancak proje ilerledikçe Netflix, sürekli bütçe aşımları ve gecikmelerle karşılaştı. Şirket, 2019'da yapımcıya 11 milyon dolar daha gönderdi. İşte tam da bu noktada Rinsch'in parayı başka amaçlarla kullanmaya başladığı ortaya çıktı.
Savcılık dosyasına göre Rinsch, Netflix'ten aldığı parayla 5 Rolls-Royce, bir Ferrari, bir Lamborghini ve bir Aston Martin satın aldı. Ayrıca 1 milyon doları aşan nadir saat koleksiyonu yaptı, mobilya ve sanat eserlerine on binlerce dolar harcadı. Bunun yanı sıra, paranın bir kısmını kripto para piyasasında kaybetti. Yönetmenin, Netflix yetkililerine projenin ilerlediğine dair sahte raporlar sunduğu ve hatta gerçek prodüksiyon için çekilmiş gibi görünen sahte sahneler gönderdiği belirtiliyor.
Davanın Seyri ve Tepkiler
Federal soruşturma, 2021 yılında Netflix'in şikayeti üzerine başlatıldı. Rinsch, 2022'de gözaltına alındı ve kefaletle serbest bırakıldı. Duruşmalar sırasında Rinsch, suçlamaları kabul ederek pişman olduğunu söyledi. Hakim Colleen McMahon, cezayı açıklarken "Bu, inanılmaz derecede cüretkar bir dolandırıcılıktı. Yönetmen, kendisine duyulan güveni sistematik şekilde suiistimal etti" dedi. Netflix'ten yapılan açıklamada ise "Şirketimiz, yapımcılara ve yaratıcı ekiplere büyük güven duyar. Ancak bu güvenin kötüye kullanılması kabul edilemez. Adaletin yerini bulmasından memnuniyet duyuyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Rinsch'in Hollywood kariyeri, 2013 yapımı "The Last Days of American Crime" filmiyle çıkış yapmış, ancak film eleştirmenlerden olumsuz yorumlar almıştı. Yönetmenin avukatları, müvekkillerinin akıl sağlığının yerinde olmadığını ve bu nedenle mantıksız davrandığını öne sürdü. Ancak mahkeme bu savunmayı yeterli bulmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, özellikle Türkiye'de hızla büyüyen dizi ve film prodüksiyon sektörü açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Yerli yapımcıların uluslararası platformlarla yaptığı bütçeli anlaşmalarda, fonların denetlenmesi ve harcamaların şeffaf raporlanması kritik önemde. Ayrıca, Türkiye'de de sektörde yaşanan bazı usulsüzlükler göz önüne alındığında, bu tür davaların caydırıcı etkisi olabileceği düşünülüyor. Bununla birlikte, dava doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel eğlence endüstrisinde güvenin ne denli hassas olduğunu gösteriyor.