ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la yeni bir nükleer anlaşma imzalaması, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için uzun süredir korkulan bir senaryoyu gerçeğe dönüştürdü. Trump, bölgede barış sağlandığını iddia ederken, İsrail'den ve Hizbullah'tan gelen sinyaller, durumun hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor. Başkent Tahran'da imzalanan anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini kısıtlama karşılığında ekonomik yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Ancak İsrail, anlaşmanın İran'ın bölgesel nüfuzunu artırmasına ve nükleer silah elde etmesine zemin hazırlayacağı endişesini taşıyor.
Anlaşmanın perde arkası
Trump yönetimi, anlaşmayı Ortadoğu'da istikrarın sağlanması yönünde tarihi bir adım olarak tanımlıyor. Ancak İsrail, anlaşma müzakereleri sırasında dışlandığını ve kendi güvenlik kaygılarının göz ardı edildiğini düşünüyor. Netanyahu, anlaşmanın İran'ı nükleer eşikte bir devlet haline getireceğini ve bu durumun bölgedeki diğer aktörleri de silahlanma yarışına itebileceğini savunuyor. Öte yandan, Hizbullah'ın Lübnan'daki askeri kanadı, anlaşmayı İran'ın zaferi olarak nitelendirirken, İsrail sınırında gerginlik giderek artıyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, kuzey sınırında alarm seviyesini yükseltmiş durumda.
Bölgesel yansımalar
Anlaşma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran karşıtı körfez ülkelerinde de rahatsızlık yarattı. Bu ülkeler, anlaşmanın İran'ın Yemen ve Suriye'deki vekil savaşçılara desteğini artırabileceğinden endişeleniyor. Ayrıca, anlaşmanın İran'ın balistik füze programını kapsamaması, bölgesel gerilimi daha da tırmandırıyor. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ise anlaşmanın ülkesinin egemenliğini pekiştirdiğini ve Batı'nın baskı politikasına karşı bir başarı olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la yapılan bu anlaşmayı nükleer gerilimi azaltma potansiyeli taşıması açısından olumlu karşılamış olsa da, bölgesel dengeler açısından dikkatle izlemektedir. Anlaşma, Türkiye'nin komşusu İran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmesi için bir fırsat sunarken, aynı zamanda İsrail ve Körfez ülkeleriyle yaşanan gerilimlerin Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaret akışını etkileme riskini de beraberinde getiriyor. Ankara'nın, İran'ın nükleer programı karşısında daha önce savunduğu “bölgesel nükleer silahsızlanma” ilkesiyle anlaşmanın uyumlu olup olmadığı, önümüzdeki dönemde Türk dış politikasının önemli gündem maddelerinden biri olacak.