İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İran'a yönelik askeri seçenekleri masada tutarken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bu süreçteki kilit rolü netleşiyor. İsrail basınında yer alan analizlere göre Netanyahu, iç siyasi kriz ve uluslararası baskılar altında İran'a yönelik bir askeri hamle düşünebilir, ancak Trump'ın onayı olmadan bu adımı atması mümkün görünmüyor. Bu durum, Ortadoğu'nun en kritik sıcak noktalarından birinde iki lider arasındaki stratejik dengenin belirleyici olduğunu gösteriyor.
Netanyahu'nun iç siyasi saikleri
Netanyahu, yolsuzluk davaları ve koalisyon hükümetinin kırılgan yapısı nedeniyle zorlu bir siyasi dönemden geçiyor. Seçimleri kazanmasına rağmen, aşırı sağcı ortaklarının baskısı altında. İran'a yönelik askeri bir operasyon, kamuoyunun dikkatini iç sorunlardan uzaklaştırma ve ulusal güvenlik söylemi etrafında birleşme potansiyeli taşıyor. Ayrıca İsrail'in nükleer tehdit olarak gördüğü İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri, Netanyahu'nun "varoluşsal tehdit" retoriğini canlı tutmasına imkan veriyor.
Ancak İran'ın askeri kapasitesi ve bölgesel milis ağları, İsrail'in tek başına girişeceği bir çatışmayı yıkıcı sonuçlara sürükleyebilir. Bu nedenle Netanyahu'nun eli, Washington'un sağlayacağı lojistik ve istihbarat desteğine bağlı. Uzmanlar, İsrail'in 2010'ların başında Suriye'de İran hedeflerine düzenlediği saldırılarda ABD'nin yeşil ışığına ihtiyaç duyduğunu hatırlatıyor.
Trump'ın Ortadoğu'da denge politikası
ABD Başkanı Donald Trump, seçim kampanyası boyunca yeni savaşlara girmeyeceğini ve ABD askerlerini yurda döndüreceğini vurgulamıştı. Ancak İran konusunda sert bir tutum sergileyen Trump, İbrahim Anlaşmaları'nı genişletmek ve Suudi Arabistan'ı da sürece dahil etmek istiyor. Bu bağlamda Netanyahu'nun İran'a yönelik bir saldırısı, Trump'ın bölgesel normalleşme planını rayından çıkarabilir. Nitekim Trump yönetimi, İsrail-Lübnan sınırındaki gerilimi kontrol altına almak için devreye girmişti.
Trump'ın İran konusunda iki yönlü bir stratejisi var: Bir yandan maksimum baskı politikasıyla Tahran'ı müzakere masasına zorlamak, diğer yandan doğrudan askeri çatışmadan kaçınmak. Bu nedenle Netanyahu'ya "kısa tasma" uyguluyor. İsrail'in tek taraflı bir hamlesi, ABD'yi istenmeyen bir savaşa sürükleyebileceği için Beyaz Saray dikkatli davranıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran-İsrail geriliminin tırmanmasından doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Irak ve Suriye'de İran destekli grupların varlığı, Türkiye'nin sınır güvenliği ve terörle mücadele operasyonlarını karmaşıklaştırabilir. Ayrıca Ankara, Tahran'la enerji ticaretini ve siyasi diyaloğu sürdürmek isterken, Tel Aviv'le de ekonomik ve istihbarat iş birliğini geliştirme niyetinde. Olası bir sıcak çatışma, Türkiye'yi iki taraf arasında denge kurmak zorunda bırakabilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji oyunlarına yeni boyutlar katabilir. Türkiye'nin bölgesel istikrarı ve diplomasi kanallarını açık tutma çabaları, bu tür gerilimlerde daha da önem kazanıyor.