İsrail siyasetinde yeni bir dönem kapıda. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi geleceğinin belirsizleştiği bir ortamda, ülkede kurulması muhtemel yeni bir hükümet, sadece iç politikada değil, Filistin sorunu ve bölgesel barış dinamiklerinde de köklü değişimlere yol açabilir. Ancak uzmanlara göre, yeni yönetim bir gecede barış getirmese de, İsrail'i sürekli çatışma sarmalından çıkaracak bir rota değişikliği mümkün.
Netanyahu'nun Gölgesinde Siyasi Kriz
Netanyahu, 1996'dan bu yana kesintilerle İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanı olarak ülke siyasetine damga vurdu. Ancak yolsuzluk davaları, aşırı sağ partilerle kurduğu koalisyon ve 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşındaki başarısızlıkları, siyasi kariyerini tehlikeye attı. Savaşın ardından Netanyahu'ya karşı güvensizlik oylamaları ve erken seçim talepleri arttı. Anketler, mevcut koalisyonun yeniden seçilemeyeceğini gösteriyor. Yeni bir hükümetin kurulması halinde, ilk adım olarak Gazze'de ateşkes ve esir takası anlaşmasına yönelmesi bekleniyor. Netanyahu'nun savaş kabinesindeki muhalif isimlerden Benny Gantz ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, savaşın hedeflerine ulaşıldığını ve siyasi çözümün zamanı geldiğini savunuyor.
Arap Dünyası ve Filistin İle İlişkilerde Yeni Sayfa
Netanyahu sonrası bir hükümetin dış politikada nasıl bir yol izleyeceği merak konusu. Netanyahu, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimlerini genişletme ve Filistin Yönetimi'ni zayıflatma politikasıyla uluslararası camiada yalnızlaşmıştı. Yeni hükümetin, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ile bozulan ilişkileri onarması, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle normalleşme sürecini yeniden başlatması bekleniyor. Ancak bu süreç, Filistin devleti ve iki devletli çözüm konusunda somut adımlar gerektiriyor. Gantz ve Lapid gibi merkez siyasetçiler, Filistin Yönetimi ile müzakerelere dönülmesinden yana. Ancak aşırı sağ partilerin etkisinin kırılması kolay değil; yeni koalisyonun kırılgan yapısı, radikal eğilimleri dizginlemekte zorlanabilir.
Bölgesel Güç Dengeleri ve İran Faktörü
İsrail'deki hükümet değişikliği, bölgesel güç dengelerini de etkileyecek. Netanyahu, İran'ın nükleer programına karşı sert bir duruş sergilemiş ve ABD'den bu konuda askeri destek almaya çalışmıştı. Yeni hükümet, diplomasiye daha fazla ağırlık vererek İran'la nükleer müzakereleri destekleyebilir. Öte yandan, Lübnan Hizbullahı ve Suriye'deki İran destekli güçlere yönelik askeri operasyonların azalması, bölgede tansiyonu düşürebilir. Ancak bu, İsrail'in güvenlik endişelerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yeni hükümetin, özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme programına karşı net bir pozisyon belirlemesi gerekecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki hükümet değişikliğini yakından takip ediyor. Netanyahu döneminde gerginleşen ikili ilişkiler, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve Filistin meselesindeki anlaşmazlıklar nedeniyle diplomatik krizler yaşamıştı. Yeni bir İsrail hükümeti, Türkiye ile normalleşme sürecini hızlandırabilir; özellikle Gazze'ye insani yardım ve Filistin Yönetimi'nin güçlendirilmesi konularında işbirliği mümkün görünüyor. Ancak Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarında bir değişiklik olmaması halinde, eleştirel duruşunu sürdürecektir. Bölgesel açıdan, İsrail'deki yumuşama, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yaşadığı hidrokarbon tartışmalarında da dengeleri etkileyebilir; zira İsrail, Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınması konusunda Ankara ile işbirliğine sıcak bakabilir.