İran ordusu, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri üslerinden İran'a yönelik saldırılarını yeniden başlatması durumunda, bu üslere ev sahipliği yapan bölge ülkelerini "suç ortağı" olarak değerlendireceği uyarısında bulundu. Tahran'dan yapılan açıklamada, söz konusu ülkelerin kendi topraklarındaki Amerikan askeri varlığına izin vererek İran'a yönelik olası bir saldırıda sorumluluk üstleneceği belirtildi. İranlı komutanlar, bölge başkentlerine, ABD güçlerinin kendi topraklarından İran'a saldırmasına izin vermemeleri çağrısını yaptı.
Gerginliğin arka planı ve İran'ın pozisyonu
İran'ın bu açıklaması, son aylarda ABD ile İran arasında artan karşılıklı tehditlerin son halkası olarak öne çıkıyor. İran Devrim Muhafızları'na bağlı komutanlar, ABD'nin bölgedeki askeri hareketliliğini yakından izlediklerini ve her türlü saldırıya misilleme yapacaklarını defalarca dile getirmişti. İran yönetimi, özellikle Irak, Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan'da konuşlu Amerikan üslerinin, İran'a yönelik olası bir operasyonda kullanılabileceğini düşünüyor. Tahran, bu ülkelerin topraklarının İran'a karşı bir platform olarak kullanılmasına kesinlikle göz yummayacağını bildirdi.
İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, "Bölgedeki herhangi bir ülke, topraklarında bulunan Amerikan üslerinden İran İslam Cumhuriyeti'ne yönelik bir saldırıya izin verirse, o ülke de bu saldırının suç ortağı olur ve sonuçlarına katlanır" ifadelerini kullandı. Açıklamada, ABD'nin bölgeden çekilmesinin bölgesel güvenlik ve istikrar için tek yol olduğu savunuldu. İran, geçmişte de benzer uyarılar yapmış, özellikle 2020'de ABD'nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından Irak'taki Ayn el-Esed Üssü'nü füze saldırılarıyla vurmuştu.
ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve olası senaryolar
ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığı, on binlerce asker ve çok sayıda üsten oluşuyor. Katar'daki El Udeyd Hava Üssü, Bahreyn'deki Beşinci Filo Karargahı, Kuveyt'teki Camp Arifjan ve Irak'taki çeşitli üsler, Washington'un bölgedeki operasyonel kapasitesinin bel kemiğini oluşturuyor. İran'ın uyarısı, bu üslerin bulunduğu ülkelerin egemenlik hakları ile İran'ın güvenlik algısı arasında bir gerilim yaratıyor. Bölge ülkeleri, genellikle ABD ile güvenlik işbirliğini sürdürürken İran ile de diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Ancak İran'ın "suç ortağı" söylemi, bu dengeyi zorlaştırabilir.
Son dönemde İran ile ABD arasında dolaylı müzakereler yürütülse de, özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları ve Lübnan'daki Hizbullah ile yaşanan gerginlik, bölgesel tansiyonu yükseltmiş durumda. İran, İsrail'e destek veren ABD'nin bölgedeki üslerini kullanarak İran'a karşı bir saldırı düzenleyebileceğinden endişe ediyor. Tahran'ın bu uyarısı, hem caydırıcılık hem de bölge ülkelerine gözdağı verme amacı taşıyor. İran ayrıca, nükleer programı nedeniyle uluslararası yaptırımlarla boğuşurken, askeri tehditlere karşı hazır olduğu mesajını veriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın açıklaması, Orta Doğu'daki kırılgan güç dengesini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bölge ülkeleri, ABD ile İran arasında sıkışmış durumda. Katar ve Umman gibi ülkeler, İran ile iyi ilişkilerini koruyarak arabuluculuk yapmaya çalışırken, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler ABD ile olan güvenlik ortaklıklarını sürdürüyor. İran'ın tehdidi, bu ülkelerin ABD ile olan işbirliğini gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, küresel petrol arzının büyük bölümü bu bölgeden geçtiği için, olası bir çatışma enerji fiyatlarını ve dünya ekonomisini doğrudan etkileyebilir.
Uluslararası toplum, taraflara itidal çağrısı yaparken, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nden henüz somut bir açıklama gelmedi. Ancak diplomatik kaynaklar, arka kanallarda gerilimi düşürme çabalarının sürdüğünü belirtiyor. İran'ın bu tür açıklamaları, genellikle müzakere masasında elini güçlendirmek için kullandığı bir taktik olarak da yorumlanıyor. Yine de ABD'nin olası bir askeri hamlesi, İran'ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapmasına yol açabilir ve bu da geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın ABD üslerine yönelik uyarısı, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika önceliklerini yakından ilgilendiriyor. Türkiye, komşusu İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürürken, aynı zamanda NATO müttefiki ABD ile de stratejik bağlarını koruyor. Olası bir İran-ABD çatışması, Türkiye'nin güneydoğu sınırında istikrarsızlığa yol açabilir, mülteci akınlarını tetikleyebilir ve enerji güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, bölgede arabuluculuk rolü üstlenerek gerilimin düşürülmesi için çaba gösterebilir. Ayrıca, İncirlik ve diğer NATO üslerinin olası bir çatışmada kullanılması, Ankara'nın denge politikasını zorlaştırabilir.