İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Cuma günü yaptığı açıklamada, ABD’nin öncülüğünde yürütülen diplomatik çabalara rağmen Lübnan'la henüz bir ateşkes anlaşmasına varılmadığını duyurdu. İsrail resmi yayın kuruluşu KAN’ın haberine göre Netanyahu, ülkesinin Güvenlik Kabinesi toplantısının başında yaptığı konuşmada, "Şu anda Lübnan'la bir anlaşma yok" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bölgede haftalardır süren çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen uluslararası diplomasiye rağmen taraflar arasında önemli anlaşmazlıklar bulunduğunu ortaya koyuyor.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu'nun bu açıklaması, İsrail ile Lübnan arasında devam eden sınır çatışmalarının ardından geldi. İsrail ordusu, son haftalarda Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmış, Hizbullah da roket atışlarıyla karşılık vermişti. ABD, Fransa ve Birleşmiş Milletler’in arabuluculuk çabalarına rağmen, tarafların talepleri arasındaki uçurum kapanmış değil. İsrail, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'ın askeri varlığının sona ermesini ve sınıra 30 kilometre mesafede tampon bölge oluşturulmasını talep ediyor. Lübnan ise İsrail'in işgal altındaki Şeba Çiftlikleri'nden çekilmesini ve deniz sınırlarına ilişkin anlaşmazlıkların çözülmesini şart koşuyor.
Netanyahu'nun sözleri, İsrail'in müzakerelerde katı bir tutum sergilemeye devam edeceğinin işareti olarak yorumlanıyor. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, "İsrail, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için gerekli tüm adımları atacaktır" denildi. Bu söylem, İsrail'in askeri operasyonlara devam etme niyetinde olduğunu gösteriyor. Öte yandan, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise son konuşmasında, "Savaş alanında elde edilemeyeni müzakere masasında elde etmek mümkün değil" diyerek İsrail'in taleplerine karşı durmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan-İsrail hattındaki bu gerginlik, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu etkileme potansiyeline sahip. İran'ın desteklediği Hizbullah'ın çatışmalara aktif katılımı, bölgesel bir savaş riskini artırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, Washington'un hem İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini hem de sivil kayıpları azaltmak için diplomatik çözüm arayışında olduğunu belirtti. Ancak bugüne kadar yapılan girişimler başarısızlıkla sonuçlandı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan'a yaptığı ziyarette tarafları itidale çağırmış, ancak somut bir ilerleme sağlanamamıştı. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) de bölgede ateşkesin korunması için çaba harcıyor, ancak taraflar arasındaki güven eksikliği nedeniyle etkinliği sınırlı kalıyor.
Ekonomik boyutta ise çatışmalar, Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini daha da kötü etkiliyor. Ülke, 2019'dan bu yana süren ekonomik krizin ardından, turizm ve yatırım akışında ciddi düşüş yaşıyor. İsrail tarafında ise sınır bölgelerindeki yerleşim yerleri boşaltılmış durumda ve hükümet, güvenlik harcamalarını artırmak zorunda kalmıştır. Küresel enerji piyasaları da gerginliği yakından takip ediyor, çünkü Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervleri bölgenin stratejik önemini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan-İsrail çatışmasında tarafları itidale çağıran ve diplomatik çözümden yana bir tutum sergiliyor. Dışişleri Bakanlığı, çatışmaların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurgularken, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları da bu gerginlikten doğrudan etkilenebilir. İsrail ve Lübnan arasında deniz sınırlarının belirlenememesi, Türkiye'nin Kıbrıs ve Doğu Akdeniz politikasıyla bağlantılı olarak yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, İsrail-Hizbullah çatışması Suriye'deki Türk askeri varlığını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgedeki istikrarın korunması ve sivil kayıpların önlenmesi için acil ateşkes çağrılarını desteklemeye devam etmelidir.