ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik son hava saldırılarının ardından İran, Basra Körfezi'ndeki iki önemli müttefikine, Bahreyn ve Kuveyt'e karşı askeri ve siber tehditlerini artırdı. Tahran yönetimi, ABD'nin bölgedeki üslerine ev sahipliği yapan bu ülkeleri 'doğrudan hedef' olarak nitelendirirken, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri İran'ın söylemlerine sert tepki gösterdi. Bu gelişmeler, Yemen'deki çatışmaları sona erdirmek için yürütülen kırılgan ateşkes görüşmelerini de tehlikeye attı.
Arka plan: ABD saldırıları ve İran'ın misilleme stratejisi
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 15 Mart'ta Yemen'deki İran destekli Husilere karşı geniş çaplı bir hava operasyonu başlattı. Pentagon, operasyonun 'Husilerin askeri kabiliyetlerini yok etmeyi' amaçladığını açıkladı. Ancak Husiler, saldırılarda sivillerin de öldürüldüğünü iddia etti. İran Devrim Muhafızları, bu saldırılara misilleme olarak bölgedeki ABD varlıklarını ve müttefiklerini hedef alabileceği sinyalini verdi. Tahran, Bahreyn ve Kuveyt'i 'ABD'nin ileri karakolları' olarak tanımlayarak bu ülkeleri tehdit etti. Uzmanlar, İran'ın bu hamlesinin, ABD'ye karşı dolaylı bir savaş yürütme stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor.
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik tehditleri, özellikle siber saldırılar ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemler olarak şekilleniyor. Bahreyn, ABD Donanması'nın Beşinci Filosu'na ev sahipliği yaparken, Kuveyt'te de önemli ABD askeri üsleri bulunuyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 'Bu ülkeler, ABD'nin saldırgan politikalarının bir parçası haline gelirlerse, gerekli bedeli ödemek zorunda kalacaklar' dedi.
Bölgesel yankılar: Körfez monarşilerinden sert tepki
Bahreyn ve Kuveyt, İran'ın tehditlerine karşı ortak bir tavır sergiledi. Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, 'İran'ın provokasyonlarına boyun eğmeyeceğiz' açıklaması yaparken, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, İran büyükelçisini çağırarak resmi bir uyarıda bulundu. Kuveyt, ayrıca KİK'in acil toplantı talebinde bulundu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de İran'ı 'bölgesel istikrarı bozmakla' suçlayan ortak bir bildiri yayımladı.
Bu gerilim, Yemen'deki ateşkes sürecini de olumsuz etkiledi. Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda yürütülen görüşmeler, taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi. Husiler, İran'ın desteğiyle müzakere masasını terk etmekle tehdit ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 'İran'ın bu eylemleri, barış çabalarını baltalamaktan başka bir işe yaramıyor' dedi. Uzmanlar, bölgedeki krizin daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'ın Bahreyn ve Kuveyt'e yönelik tehditleri, Türkiye'nin Körfez bölgesindeki dengeleri yakından izlemesini gerektiriyor. Türkiye, Katar ile stratejik ortaklık yürütürken, Suudi Arabistan ve BAE ile normalleşme sürecini hızlandırmış durumda. Bu gerilim, Türkiye'nin Körfez'deki nüfuz alanını ve enerji güvenliğini etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın artan saldırganlığı, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki çıkarlarını da tehdit edebilir. Ankara, bir yandan İran'la diyaloğu sürdürürken, diğer yandan ABD ve Körfez ülkeleriyle koordinasyonu artırmalıdır. Bu kriz, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirme fırsatı da sunabilir.