İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan ile sağlanan deniz sınırı anlaşmasını, bölgesel rakipleri İran ve Hizbullah'a indirilmiş bir 'darbe' olarak selamladı. Netanyahu, anlaşmanın İsrail'in güvenlik çıkarlarını güçlendirdiğini ve rakibinin elini zayıflattığını belirtti. Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını belirleyerek iki ülke arasında uzun süredir devam eden bir anlaşmazlığı çözüme kavuşturuyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
İsrail ile Lübnan arasında yıllardır süren deniz sınırı ihtilafı, ABD arabuluculuğunda varılan anlaşmayla sona erdi. Anlaşma, Kariye (Karish) adı verilen doğal gaz sahasının İsrail'in kontrolünde kalmasını öngörürken, Lübnan'ın da Keşif ve Üretim Ruhsatı (Kana) sahasında arama yapmasına izin veriyor. Netanyahu, anlaşmanın İsrail için stratejik bir kazanım olduğunu vurgulayarak, Hizbullah'ın bu süreçte tehditlerine rağmen anlaşmanın sağlandığını ifade etti. Lübnanlı yetkililer ise anlaşmayı ülkenin ekonomik çıkarları doğrultusunda bir adım olarak değerlendirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, Doğu Akdeniz'deki enerji jeopolitiğinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. İsrail, doğal gaz rezervlerini Avrupa'ya ihraç etmeyi hedeflerken, Lübnan da ekonomik krizden çıkış için enerji kaynaklarına erişim umuyor. ABD'nin arabuluculuğu, Washington'un bölgedeki etkisini pekiştirirken, İran ve Hizbullah'ın anlaşmayı kendilerine karşı bir hamle olarak görmesi, tansiyonun düşmesini engelliyor. İran destekli Hizbullah, daha önce İsrail'in gaz sahalarına yönelik tehditler savurmuş, ancak anlaşma sonrası geri adım atmıştı. Uzmanlar, anlaşmanın İsrail-Lübnan ilişkilerinde kalıcı bir barışa zemin hazırlamasının zor olduğunu, ancak enerji alanında işbirliğini artırabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve bölgesel rekabeti açısından önem taşıyor. İsrail ile Lübnan arasındaki anlaşma, Türkiye'nin de kıyıdaş olduğu Doğu Akdeniz'de yeni bir denklem yaratıyor. Türkiye, daha önce uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunduğu İsrail-GKRY anlaşmalarına karşı çıkmıştı. Bu anlaşma, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını doğrudan etkilemese de, İran ve Hizbullah'a karşı cepheyi genişleten bir unsur olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, ABD'nin arabuluculuğu, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki nüfuzunu sınırlama potansiyeli taşıyor. Türkiye, kendi deniz yetki alanları ve Kıbrıs konusundaki hassasiyetlerini korurken, enerji alanında yeni işbirliklerini değerlendirebilir.