İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 1 Kasım 2022'de yapılan genel seçimlerin ardından geniş bir ulusal hükümet kurma planını duyurdu. Netanyahu, seçim zaferini ilan ederken ABD'nin arabuluculuğuyla Lübnan'la varılan deniz yetki alanı anlaşmasını tarihi bir başarı olarak nitelendirdi ve bu anlaşmanın İran ile Hizbullah'a ağır darbe indirdiğini savundu.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan erken genel seçimler, dört yıl içinde beşinci seçim olma özelliği taşıyordu. Netanyahu liderliğindeki Likud partisi, aşırı sağ ve dindar partilerle ittifak kurarak 120 sandalyeli Knesset'te çoğunluğu elde etti. Netanyahu, seçim sonuçlarının kesinleşmesinin ardından yaptığı açıklamada, "Tüm İsrail vatandaşları için çalışacak geniş bir ulusal hükümet kuracağız" dedi. Bu açıklama, ülkedeki derin siyasi kutuplaşmayı aşma çabası olarak yorumlandı.
Netanyahu'nun koalisyon görüşmeleri, aşırı sağcı partilerin talepleri nedeniyle zorlu geçiyor. Özellikle yargı reformu ve Filistin meselesine ilişkin politikalar, koalisyon ortakları arasında gerilim yaratıyor. Ancak Netanyahu, deneyimli bir siyasetçi olarak, hem iç hem dış politikada istikrarı sağlamak için geniş tabanlı bir hükümetin şart olduğunu vurguluyor.
Seçim kampanyası sırasında Netanyahu, ekonomik kalkınma, güvenlik ve diplomatik başarıları ön plana çıkardı. Özellikle Lübnan ile varılan deniz yetki alanı anlaşması, kampanyanın son döneminde gündemi belirledi. Anlaşma, 27 Ekim 2022'de imzalandı ve her iki ülkenin Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rezervlerine erişimini düzenliyor.
Lübnan Anlaşması ve Bölgesel Yansımalar
Netanyahu, Lübnan ile imzalanan anlaşmayı "tarihi bir başarı" olarak nitelendirerek, bunun İran ve Hizbullah'a karşı önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Anlaşma, İsrail'in kuzey sınırında istikrarı artırmayı ve Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımını düzenlemeyi amaçlıyor. ABD Başkanı Joe Biden da anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı.
Uzmanlara göre, bu anlaşma İsrail'in bölgesel konumunu güçlendirirken, İran'ın Lübnan üzerindeki etkisini sınırlamayı hedefliyor. Hizbullah, anlaşmayı "İsrail'in dayatması" olarak nitelendirse de Lübnan hükümeti, ülkenin ekonomik krizden çıkışı için anlaşmanın kritik olduğunu savunuyor. Anlaşma, Lübnan'ın doğalgaz gelirlerinden pay almasını sağlayacak ve ülkenin enerji ihtiyacını karşılamada önemli bir adım olacak.
Netanyahu, ayrıca İran'ın nükleer programına karşı uluslararası toplumun daha sert önlemler alması gerektiğini yineledi. İsrail, İran'ın nükleer silah edinmesini "varoluşsal bir tehdit" olarak görüyor ve bu konuda ABD ile yakın işbirliği içinde. Netanyahu'nun seçim zaferi sonrası İran'a yönelik politikasında daha da sertleşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de Netanyahu'nun geniş ulusal hükümet kurma çabası ve Lübnan ile varılan deniz yetki alanı anlaşması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, bölgede enerji kaynaklarının paylaşımında kendi haklarını korumak için KKTC ile anlaşmalar yapmış ve Doğu Akdeniz'de sondaj faaliyetleri yürütmüştü. İsrail-Lübnan anlaşması, Türkiye'nin öne sürdüğü kıta sahanlığı iddialarıyla çakışabilir. Ayrıca Netanyahu'nun İran karşıtı söylemi, Türkiye'nin İran ile dengeli ilişkilerini zorlaştırabilir. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması ve enerji işbirliğinin geliştirilmesi için diplomatik girişimlerini sürdürmeli. İsrail'in yeni hükümetinin Filistin politikası da Türkiye-İsrail ilişkilerinde belirleyici olacak.