Singapur, 21 Eylül (Reuters) - Hafta sonu Hürmüz Boğazı'ndan sadece bir düzine emtia gemisi geçtiği, önceki hafta sonu bu sayının 35 olduğu ve Basra Körfezi'ndeki gerilimin ABD ile İran arasındaki çıkmazla sürdüğü, denizcilik verileriyle Pazartesi günü ortaya kondu. Reuters'ın haberine göre, dünyanın en kritik petrol geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafikteki bu keskin düşüş, bölgede artan siyasi ve askeri tansiyonun ticari denizciliği doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz'de trafik neden azaldı?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan, en geniş noktasında yaklaşık 39 kilometre genişliğe sahip dar bir geçit. Küresel petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Son haftalarda ABD ile İran arasında nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik konularında yaşanan anlaşmazlık, gemilerin seyir planlamalarını etkiliyor. Denizcilik verilerine göre, 12 gemilik hafta sonu trafiği, normal koşullarda görülen yüzlerce gemilik akışın çok altında. Uzmanlar, bu düşüşün doğrudan bir askeri çatışma olmasa da sigorta maliyetleri, mürettebat güvenliği endişeleri ve rota değişiklikleri gibi nedenlerden kaynaklandığını belirtiyor.
Reuters'ın aktardığı verilere göre, geçen hafta sonu boğazdan 35 gemi geçmişti; bu hafta sonu ise yalnızca 12 gemi geçti. Bu, yaklaşık yüzde 66'lık bir düşüşe işaret ediyor. Haberde, ABD ve İran arasındaki stalemate (çıkmaz) vurgulanırken, taraflar arasında doğrudan bir müzakere ya da gerilimi düşürecek bir adımın henüz atılmadığı ima ediliyor. Hürmüz'deki bu yavaşlama, küresel enerji piyasaları için erken bir uyarı sinyali olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve ticaret hatları üzerindeki etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki ticari trafiğin azalması, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte yankı uyandırıyor. Boğaz, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Irak gibi üreticilerin petrol ve doğal gaz ihracatında hayati bir koridor. Buradaki aksamalar, Asya'dan Avrupa'ya kadar enerji fiyatlarını ve arz güvenliğini doğrudan etkiliyor. Son haftalarda tanker sigorta primlerinin arttığı, bazı armatörlerin rotalarını değiştirdiği veya seferlerini ertelediği biliniyor. Uzmanlar, ABD-İran geriliminin sürmesi halinde Hürmüz'den geçen gemi sayısının daha da düşebileceğini, bunun da petrol fiyatlarında yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ve İran'ın olası misilleme tehditleri, deniz yollarının güvenliği konusunda belirsizliği artırıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve diğer kurumlar, gemilere bölgede dikkatli olmaları yönünde çağrılar yapıyor. Ancak şu ana kadar resmi bir kapatma veya askeri müdahale kararı alınmış değil. Hürmüz'deki trafik düşüşü, daha çok piyasa aktörlerinin riskten kaçınma davranışının bir sonucu olarak öne çıkıyor.
Bölgesel aktörler açısından ise Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, ihracatlarını sürdürebilmek için alternatif boru hatları ve limanları devreye almaya çalışıyor. Ancak bu seçenekler, Hürmüz'ün kapasitesini tam olarak ikame edemiyor. Bu nedenle, boğazdaki istikrar, sadece bölge ekonomileri için değil, küresel enerji güvenliği için de kritik önemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından takip etmek durumunda. Boğazdan geçen petrol ve doğal gazın önemli bir kısmı Türkiye'nin de dahil olduğu Akdeniz ve Avrupa pazarlarına ulaşıyor. Trafikteki düşüş, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin enerji faturasını artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, İran ile ticari ilişkileri olan Türkiye için bölgedeki istikrarsızlık, sınır güvenliği ve ekonomik iş birliği açısından riskler barındırıyor. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak gerilimin düşürülmesi ve Hürmüz'de serbest geçişin korunması yönünde çaba gösterebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar politikaları açısından kritik bir sınav niteliğinde.