Singapur, 21 Eylül (Reuters) - Hafta sonu boyunca Hürmüz Boğazı'ndan sadece 12 emtia gemisi geçiş yaptı. Bir önceki hafta sonu bu sayı 35'ti. Deniz taşımacılığı verilerine göre, Basra Körfezi'ndeki gerilim sürerken ve ABD ile İran arasındaki çıkmaz devam ederken, dünyanın en kritik petrol ve gaz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki trafikte ciddi bir düşüş yaşandı. Reuters'ın denizcilik verilerine dayandırdığı habere göre, geçiş yapan gemi sayısındaki bu keskin azalma, bölgesel istikrarsızlığın küresel ticarete doğrudan yansıdığını gösteriyor.
Gerilimin Arka Planı ve Boğazın Önemi
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve Arap Denizi'ne bağlayan dar bir su yolu. Dünyanın en önemli petrol taşıma güzergâhlarından biri olan boğaz, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçişine ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve İran gibi büyük petrol ve doğal gaz üreticileri, ihracatlarının büyük bölümünü bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Bu nedenle Hürmüz'deki herhangi bir aksama, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor.
Son haftalardaABD ile İran arasındaki müzakerelerin tıkanması, bölgede tansiyonu artırdı. Washington, Tahran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, İran da nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda geri adım atmıyor. Bu karşılıklı sertlik, Körfez'de güvenlik endişelerini derinleştiriyor. Denizcilik şirketleri, sigorta maliyetlerindeki artış ve olası çatışma riski nedeniyle bölgeden geçiş yapmaktan kaçınıyor. Hafta sonu boyunca sadece 12 geminin geçiş yapması, bu çekingenliğin somut bir göstergesi.
Uzmanlar, gemilerin rotalarını değiştirmesi veya seferlerini ertelemesinin, enerji arzında kısa vadeli sıkışıklığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca, sigorta primlerindeki fahiş artışlar, nakliye maliyetlerini yükselterek nihai ürün fiyatlarına yansıyabilir. Bu durum, küresel enflasyonla mücadele eden ekonomiler için ek bir baskı unsuru oluşturuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hürmüz Boğazı'ndaki trafik düşüşü, sadece bölgesel bir sorun olarak kalmıyor; küresel enerji güvenliği ve ticaret dengeleri açısından da alarm veriyor. Avrupa ve Asya'daki rafineriler, ham petrol tedarikinde aksamalar yaşamamak için alternatif kaynak arayışına girebilir. ABD'nin stratejik petrol rezervlerini devreye sokması veya OPEC+ ülkelerinin üretim artışına gitmesi gibi seçenekler masada. Ancak bu tür adımların kısa vadede gerilimi düşürmesi zor görünüyor.
Öte yandan, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları, enerji arz güvenliğini sağlamak için diplomatik kanalları zorluyor. Çin, İran'la olan ticari ilişkilerini sürdürürken, ABD yaptırımlarına rağmen petrol alımlarını sürdürüyor. Bu durum, Washington ile Pekin arasında yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. Hindistan ise alternatif tedarikçilere yönelerek riski dağıtma çabasında.
Bölgede artan askeri varlık da dikkat çekici. ABD, Basra Körfezi'ne uçak gemisi grupları ve ek askeri birlikler konuşlandırdı. İran ise boğazı kapatma tehdidini zaman zaman dile getiriyor. Bu karşılıklı restleşme, yanlış hesaplama riskini artırıyor ve olası bir çatışmanın küresel ekonomiye maliyeti çok ağır olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki olası artış, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile olan ticari ilişkileri ve bölgesel dengelerdeki konumu, bu gerilimde hassas bir denge gözetmesini gerektiriyor. Ankara, hem ABD ile müttefiklik ilişkilerini hem de İran ile komşuluk bağlarını korumaya çalışırken, enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek için alternatif güzergâhlara yönelebilir. Bu kapsamda, TANAP ve TürkAkım gibi projelerin önemi artıyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefine de gölge düşürebilir.