İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarda öngörülen sivil kayıpları konu alan 'NAZA' adlı belgeseli 'şok edici bir kışkırtma' olarak nitelendirdi. Belgesel, İsrail ordusunun beklenen 'istenmeyen sivil kayıplar' için kullandığı 'NAZA' (Nezek Atsmi Tzafui) teriminden adını alıyor. Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, filmin İsrail karşıtı bir propaganda aracı olduğu öne sürüldü ve yapımcıları kınandı. Belgeselin önümüzdeki günlerde uluslararası film festivallerinde gösterilmesi bekleniyor.
Belgeselin arka planı ve tartışmalar
'NAZA' belgeseli, İsrail ordusunun Gazze'deki hava saldırılarında sivil kayıpları en aza indirmek için kullandığı bir terimi mercek altına alıyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) literatüründe 'Nezek Atsmi Tzafui' (öngörülen öz hasar) olarak geçen kavram, bir hedefin vurulması durumunda ortaya çıkabilecek sivil can kayıplarını ifade ediyor. Belgesel, bu terimin askeri karar alma süreçlerinde nasıl kullanıldığını ve hangi durumlarda göz ardı edildiğini iddialarla ele alıyor.
Yapımcılar, filmde İsrailli eski askeri yetkililer, insan hakları avukatları ve Gazze'deki tanıklarla yapılan röportajlara yer verildiğini belirtiyor. Belgeselin yönetmeni, yaptığı yazılı açıklamada, "Amacımız İsrail'i yargılamak değil, savaş hukuku çerçevesinde kabul edilebilir kayıp eşiğinin nasıl belirlendiğini sorgulamak" dedi. Ancak Netanyahu hükümeti, filmin "gerçekleri çarpıttığını ve İsrail'e karşı bir linç kampanyasının parçası olduğunu" savunuyor.
Belgeselin gösterimi, İsrail içinde de tartışma yarattı. Bazı İsrailli sol görüşlü gruplar filmi desteklerken, sağcı koalisyon ortakları yapımcıları 'ihanetle' suçladı. İsrail Kültür Bakanlığı, belgeselin devlet destekli festivallerde gösterilmesinin engellenmesi için girişim başlattığını duyurdu. Uluslararası alanda ise film, insan hakları örgütleri ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından ilgiyle karşılandı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sözcüsü, belgeselin 'sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası hukuk tartışmalarına katkı sunabileceğini' söyledi.
Bölgesel ve küresel yankılar
NAZA belgeseli, İsrail-Filistin çatışmasının uluslararası kamuoyundaki algısını etkileme potansiyeli taşıyor. Son aylarda Gazze'de artan sivil kayıplar, birçok ülkede İsrail'e yönelik eleştirileri artırmış durumda. Belgesel, özellikle Batı kamuoyunda İsrail'in askeri yöntemlerine dair soru işaretlerini derinleştirebilir. Netanyahu'nun sert tepkisi, İsrail hükümetinin uluslararası meşruiyet kaybını önleme çabası olarak yorumlanıyor.
Film ayrıca, savaş hukuku ve orantılılık ilkesi tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) Gazze'deki olası savaş suçlarına ilişkin soruşturması sürerken, belgeselin sunduğu tanıklıklar hukuki süreçlere delil teşkil edebilir. İsrail, UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını yinelemiş, ABD ise mahkemeye yönelik yaptırım tehditlerini gündeme getirmişti.
Bölgesel aktörlerden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Katar ve Türkiye gibi ülkelerin belgeseli dikkatle izlediği, bazı Arap başkentlerinde özel gösterimlerin planlandığı kulislere yansıdı. İsrail yanlısı lobiler ise filmi 'dezenformasyon' olarak nitelendirip gösterimlerin iptali için baskı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NAZA belgeseli, Türkiye'nin Filistin meselesindeki pozisyonunu doğrudan etkilemez; ancak uluslararası kamuoyunda İsrail'in askeri uygulamalarına yönelik artan eleştiriler, Ankara'nın diplomatik söylemini güçlendirebilir. Türkiye, Gazze'deki sivil kayıpları sürekli gündemde tutarak İsrail'e yönelik uluslararası baskıyı artırmayı hedefliyor. Belgeselin yarattığı tartışma, Türkiye'nin 'savaş suçu' ve 'orantısız güç' vurgularına uluslararası alanda daha fazla destek bulmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin insani diplomasi ve arabuluculuk çabaları için yeni bir zemin oluşturabilir.