İsrail'de siyasi dengeler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un anketlerdeki yükselişiyle sarsılıyor. 26 Haziran tarihli habere göre, 7 Ekim 2023'te Gazze'deki çatışmalarda oğlunu kaybeden Eisenkot, "Dahiye doktrini" olarak bilinen, düşmanlarına orantısız güç kullanarak ezme stratejisiyle tanınıyor. Bu doktrin, 2006 Lübnan Savaşı'ndan bu yana İsrail'in askeri yaklaşımının bir parçası. Eisenkot, son kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu'yu geride bırakarak, erken seçim olasılığını güçlendiriyor. Netanyahu, yolsuzluk davaları ve 7 Ekim saldırısındaki istihbarat zafiyeti nedeniyle artan baskı altında. Eisenkot'un merkez sağ Ulusal Birlik Partisi, Likud'un oy tabanına hitap ediyor.
Eisenkot'un Yükselişi ve Siyasi Dinamikler
Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı yapmış, ardından siyasete atılmıştı. 2023 seçimlerinde Benny Gantz ile ittifak kurarak Ulusal Birlik Partisi'ni oluşturdu. Parti, savaş kabinesinde yer almasına rağmen Netanyahu'ya karşı net bir alternatif olarak konumlanıyor. Eisenkot'un askeri kariyeri, özellikle Gazze'de uyguladığı "Dahiye doktrini" ile biliniyor. Bu doktrin, Hizbullah'ın güçlü olduğu Lübnan'daki Dahiye mahallesine atıfta bulunarak, düşmana orantısız güç kullanımını meşrulaştırıyor. Bu yaklaşım, uluslararası insancıl hukuk açısından tartışmalı olsa da İsrail kamuoyunda geniş destek görüyor.
Netanyahu ise 2009'dan beri kesintilerle başbakanlık yapıyor. Son dönemde yargı reformu tartışmaları ve 7 Ekim saldırısı sonrası artan güvenlik sorgulamalarıyla karşı karşıya. Yolsuzluk davaları hâlâ sürüyor. Anketler, Likud'un meclisteki sandalye sayısını koruyamadığını, Ulusal Birlik'in ise yükseldiğini gösteriyor. Eğer seçim yapılırsa, Eisenkot koalisyon kurma şansına sahip görünüyor. Ancak aşırı sağ partilerin desteği olmadan hükümet kurması zor; bu da siyasi istikrarı tehdit ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Eisenkot'un olası başbakanlığı, İsrail'in dış politikasında önemli değişiklikler getirebilir. Dahiye doktrini, İsrail'in caydırıcılık stratejisinin merkezinde yer alıyor. Bu, özellikle İran ve Hizbullah'a karşı daha sert bir tutum anlamına gelebilir. Eisenkot, İran'ın nükleer programına askeri müdahaleyi savunan isimlerden. Filistin meselesinde ise iki devletli çözüme karşı duruşu net; Batı Şeria'daki yerleşimleri destekliyor. Bu, ABD ve Avrupa ile ilişkilerde gerilime yol açabilir. Biden yönetimi, iki devletli çözümü destekliyor, ancak Eisenkot'un tutumu bu politikayla çelişiyor.
Bölgede, Suudi Arabistan ile normalleşme süreci sekteye uğrayabilir. Suudi Arabistan, Filistin devleti olmadan İsrail'le anlaşmayı reddediyor. Eisenkot'un sert çizgisi, bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, Mısır ve Ürdün ile güvenlik işbirliği devam edecek gibi görünse de, Gazze'deki insani kriz Eisenkot yönetiminde daha da derinleşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Eisenkot'un yükselişi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağı olabilir. Dahiye doktrini, özellikle Filistin meselesinde Türkiye'nin hassasiyetleriyle çelişiyor. Türkiye, Gazze'deki insani durumu yakından takip ediyor ve Eisenkot'un orantısız güç kullanımına dayalı politikası, Ankara'nın tepkisini çekebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik dinamikleri de etkilenebilir. Türkiye, İsrail'le ilişkilerini normalleştirme çabasında, ancak böyle bir yönetim değişikliği bu süreci zora sokabilir. Öte yandan, İran'a karşı daha sert bir İsrail politikası, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarıyla örtüşmeyebilir. Ankara, İran'la ekonomik ilişkilerini sürdürürken, İsrail'in askeri müdahale olasılığı bölgede istikrarsızlık yaratabilir.