İsrailli askeri istihbarat analistleri ve eski subaylar, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun New York'ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu oturumları kapsamındaki ziyaretinin beklenenden çok kısa olacağını ve neredeyse hiç ikili görüşme yapmadan sona ereceğini belirtiyor. Analistler, ABD Başkanı Donald Trump'ın Netanyahu ile görüşmeye istekli olmadığını, bunun da İsrail liderinin uluslararası alandaki yalnızlığını gözler önüne serdiğini vurguluyor.
Netanyahu'nun İzolasyonu Derinleşiyor
İsrailli askeri istihbarat eski subaylarından ve güvenlik analisti Avi Benayahu, Netanyahu'nun BM ziyaretinin rutin bir diplomatik temas trafiğinden yoksun olacağını, hatta birçok ülke liderinin görüşme talebini geri çevirdiğini ifade etti. Benayahu'ya göre, Netanyahu'nun New York'taki programı yalnızca BM Genel Kurulu'ndaki konuşmasıyla sınırlı kalabilir ve geleneksel olarak yapılan ikili görüşmelerin büyük bölümü iptal edildi.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Netanyahu'nun ekibi ABD yönetiminden randevu talep etti ancak Beyaz Saray'dan olumlu yanıt alamadı. Trump yönetiminin, Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortaklarının politikalarından ve özellikle Gazze'deki askeri operasyonların sürmesinden duyduğu rahatsızlık nedeniyle mesafeli durduğu belirtiliyor. Ayrıca Trump'ın, Netanyahu'nun İsrail iç siyasetindeki tartışmalı duruşunun kendisine siyasi fayda sağlamayacağını düşündüğü öne sürülüyor.
Netanyahu'nun BM kürsüsündeki konuşmasında İran'ın nükleer programı ve bölgesel tehditlere odaklanması bekleniyor. Ancak analistler, bu konuşmanın da diplomatik yankıdan yoksun kalacağını, çünkü birçok ülkenin İsrail'e yönelik eleştirilerini artırdığını dile getiriyor. Son aylarda İsrail'in Gazze'deki operasyonları nedeniyle birçok Avrupa ülkesi İsrail büyükelçilerini çağırıp nota vermiş, bazı ülkeler ise Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atmıştı.
ABD-İsrail İlişkilerinde Soğuk Rüzgarlar
ABD-İsrail ilişkileri, Trump'ın ikinci döneminde beklenenin aksine gergin bir seyir izliyor. Trump, ilk başkanlık döneminde Netanyahu ile yakın bir ilişki kurmuş ve Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış, Golan Tepeleri'ndeki İsrail egemenliğini onaylamıştı. Ancak bu kez, Trump'ın öncelikleri arasında İsrail'in bölgesel çatışmaları yerine iç ekonomik ve ticari hedefler öne çıkıyor. Öte yandan Trump yönetimi, Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme anlaşması için çaba sarf etse de Netanyahu'nun sert çizgisi bu süreci zorlaştırıyor.
İsrailli analistler, Netanyahu'nun ABD ziyaretinin geleneksel olarak bir gövde gösterisi ve lobi faaliyeti fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Ancak bu kez, Amerikan Yahudi toplumunun önde gelen isimlerinden bazılarının da Netanyahu ile görüşmekten kaçındığı belirtiliyor. Özellikle Demokrat Parti'ye yakın Yahudi gruplar, Netanyahu'nun politikalarını eleştiriyor. Bu durum, İsrail'in ABD iç siyasetindeki iki partili desteğini de aşındırıyor.
BM Genel Kurulu'nda Filistin yanlısı birçok ülkenin İsrail'i kınayan açıklamalar yapması bekleniyor. Netanyahu'nun konuşması sırasında bazı ülke temsilcilerinin salonu terk etmesi de olasılık dahilinde. İsrail'in uluslararası meşruiyet krizi, bölgesel güvenlik dengelerini de etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun yalnızlığı, İsrail'in Orta Doğu'daki stratejik konumunu da sarsıyor. Son dönemde İsrail, Azerbaycan ve bazı Körfez ülkeleriyle ilişkilerini geliştirse de, İran'ın nükleer programı ve Hizbullah ile yaşanan gerilim, Tel Aviv'in güvenlik endişelerini artırıyor. ABD'nin arabuluculuğu olmadan İsrail'in bölgesel ittifaklarını genişletmesi zor görünüyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin İsrail'e yönelik mesafeli tutumu, İran'a karşı ortak cephe oluşturma çabalarını da zayıflatabilir. Avrupa ülkeleri ise iki devletli çözüm çağrılarını yinelerken, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini kınama yolunda. Uluslararası kamuoyunda İsrail karşıtı söylemlerin güçlenmesi, Yahudi karşıtlığı endişelerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun uluslararası alanda yalnızlaşması, Türkiye'nin Filistin meselesindeki pozisyonunu güçlendiriyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Gazze'deki saldırılarını eleştiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. ABD-İsrail ilişkilerindeki soğukluk, Türkiye'nin bölgesel diplomaside daha etkin rol oynamasına kapı aralayabilir. Ayrıca, Netanyahu'nun zayıflayan konumu, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengelerinde Türkiye'nin elini rahatlatabilir. Ancak Türkiye, İsrail ile ilişkilerini tamamen koparmadan bölgesel istikrarı koruma yönünde dengeli bir politika izlemeye devam edecektir.