Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 2026 yılında düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze'deki politikalarının Filistinlilere yönelik yeni bir Nakba (Büyük Felaket) anlamına geleceği uyarısında bulundu. Abbas, uluslararası topluma seslenerek "Bir başka Nakba'ya izin vermeyin" dedi. Konuşma, Gazze'de devam eden İsrail saldırıları ve yerinden edilme krizi sırasında geldi.
Abbas'ın BM Konuşmasının Arka Planı
Mahmud Abbas, BM Genel Kurulu kürsüsünden yaptığı konuşmada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını soykırım olarak nitelendirdi. 1948'de İsrail'in kuruluşu sırasında yüz binlerce Filistinlinin evlerini terk etmek zorunda kaldığı Nakba olayına atıfta bulunan Abbas, benzer bir trajedinin tekrarlanma riskine dikkat çekti. Abbas, uluslararası toplumun seyirci kaldığını ve Filistin halkının yalnız bırakıldığını vurguladı. Konuşma, Orta Doğu'da artan gerilim ve insani krizin gölgesinde gerçekleşti.
Gazze'deki İnsani Durum ve Uluslararası Tepkiler
Abbas'ın konuşması, Gazze'de binlerce sivilin hayatını kaybettiği, altyapının büyük ölçüde yıkıldığı ve milyonlarca insanın yerinden edildiği bir dönemde geldi. BM raporlarına göre, Gazze nüfusunun büyük bir kısmı insani yardıma muhtaç durumda. Abbas, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve BM kararlarını hiçe saydığını belirterek, Güvenlik Konseyi'ni harekete geçmeye çağırdı. Ancak ABD'nin veto yetkisi nedeniyle Konsey'de etkili bir karar alınamaması, Filistin yönetiminin diplomatik çabalarını zorlaştırıyor. Abbas, konuşmasında Arap ve İslam ülkelerine de birlik olma çağrısı yaptı.
Nakba'nın Tarihsel Bağlamı
Nakba, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında yaklaşık 750 bin Filistinlinin evlerinden edilmesini ifade eder. Filistinliler için bu olay, kimliklerinin ve hak mücadelelerinin temelini oluşturur. Abbas'ın "yeni Nakba" uyarısı, İsrail'in Gazze'de uyguladığı politikaların benzer bir demografik değişime yol açabileceği endişesini yansıtıyor. Özellikle Refah ve Han Yunus gibi şehirlerde yaşanan zorunlu göç, bu endişeleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Abbas'ın konuşması, İsrail'in en büyük müttefiki ABD ile Filistin yönetimi arasındaki gerilimi de gözler önüne seriyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, sivil kayıplar konusunda artan uluslararası baskıyla karşı karşıya. Avrupa Birliği ülkeleri arasında da İsrail'e yönelik eleştiriler yükseliyor. Öte yandan, bazı Arap ülkeleri, Filistin meselesini arka plana atarak İsrail ile ilişkilerini normalleştirme yolunda adımlar atmıştı; ancak Gazze savaşı bu süreci sekteye uğrattı. Abbas'ın çağrısı, Arap kamuoyundaki hassasiyeti yeniden canlandırmayı amaçlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde geleneksel olarak Filistinlilerin haklarını savunan bir tutum izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki saldırıları soykırım olarak nitelendirmiş ve İsrail'e karşı sert eleştiriler yöneltmişti. Abbas'ın BM'deki çağrısı, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin lehine yürüttüğü diplomatik çabalarla örtüşüyor. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri, bölgesel dengeler ve ekonomik çıkarlar nedeniyle karmaşık bir seyir izliyor. Ankara, hem Batı ile hem de Arap dünyasıyla ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Filistin davasındaki hassasiyetini koruyor. Gazze'deki gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikasında belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor.