Nepal ile Tibet arasındaki Himalaya sınır bölgesinde meydana gelen ani sellerde hayatta kalanlar, hayatlarını kurtarmak için verdikleri dehşet verici mücadeleyi anlattı. Felakette en az 550 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 1.500 kişi hâlâ kayıp. Görgü tanıkları, bir anda yükselen azgın suların köyleri, yolları ve köprüleri sürüklediğini, birçok ailenin hâlâ kayıp yakınlarını aradığını belirtiyor.
Felaketin gölgesinde hayatta kalma mücadelesi
Felaketin vurduğu bölgelerden biri olan Nepal'in Sindhupalchok bölgesinde yaşayan 38 yaşındaki çiftçi Ramesh Tamang, sel sularının gece yarısı aniden geldiğini söyledi. Tamang, "Uyuyorduk; bir anda evimizi su bastı. Eşimi ve çocuklarımı yakaladım, tepelere doğru koştuk. Arkamıza baktığımızda evimiz yoktu. Hayatımız için koştuk" dedi. Benzer bir hikâye, Tibet tarafındaki Zhangmu kasabasından geliyor. Görgü tanıkları, suların sadece dakikalar içinde metrelerce yükseldiğini, insanların çatılara ve ağaçlara tırmanmak zorunda kaldığını aktardı.
Yetkililer, afetin ardından geniş çaplı arama kurtarma operasyonları başlattı. Ancak engebeli arazi, yıkılan köprüler ve sürekli yağışlar çalışmaları güçleştiriyor. Nepal İçişleri Bakanlığı sözcüsü, "Kayıp sayısı artabilir; ulaşamadığımız birçok köy var" ifadelerini kullandı. Öte yandan, Hindistan ve Çin'in de aralarında bulunduğu komşu ülkeler yardım teklifinde bulundu.
Uzmanlar, bu tür ani sellerin iklim değişikliğiyle bağlantılı olarak daha sık ve şiddetli yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Himalaya bölgesindeki buzulların erimesi, yüksek rakımlı göllerin taşmasına ve ani sellere neden olabiliyor. Felaketin, bölgedeki kırılgan altyapı ve acil durum hazırlıklarının yetersizliğini de gözler önüne serdiği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Bu felaket, yalnızca Nepal ve Çin'i değil, tüm Güney Asya'yı etkileyebilecek insani bir krizin habercisi. Bölge, Asya'nın önemli su kaynaklarına ev sahipliği yapıyor; bu tür afetler, tarımı, enerji üretimini ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Ayrıca, Himalayalar'daki iklim değişikliğinin etkileri, küresel deniz seviyesinin yükselmesi ve milyonlarca insanın yerinden olması gibi daha büyük bir tablonun parçası olarak görülüyor.
Uluslararası toplum, afet yönetimi ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha güçlü iş birliği çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi gibi platformlar, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanı sağlanması konusunda baskıyı artırıyor. Bölgesel düzeyde ise Çin ve Nepal'in, sınır bölgelerindeki altyapıyı güçlendirmek ve erken uyarı sistemleri kurmak için ortak projeler geliştirmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaket, Türkiye'nin de sıkça karşılaştığı doğal afetlerle mücadele konusunda önemli dersler içeriyor. Türkiye, AFAD aracılığıyla uluslararası insani yardım operasyonlarında deneyim sahibi; bu tür afetlerde bölge ülkelerine destek sunabilecek kapasiteye sahip. Ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının artması, Türkiye'nin afet yönetimi politikalarını gözden geçirmesini gerektiriyor. Orta Asya ve Kafkasya'daki benzer riskler, Türkiye'nin bölgesel iş birliği ve erken uyarı sistemleri konusunda proaktif olmasını önemli kılıyor.