Hinduizm, Budizm, Jainizm ve Bon dininin kutsal kabul ettiği Kailash Dağı'na hac ziyareti yapan çok sayıda kişi, Nepal ve Tibet'i vuran şiddetli sel felaketinin ardından mahsur kaldı. Bölgede etkili olan muson yağmurları, Kailash Dağı'nın eteklerindeki nehirlerin taşmasına ve toprak kaymalarına yol açtı. Yetkililer, en az 30 hacının kayıp olduğunu, onlarca kişinin de helikopterlerle tahliye edildiğini açıkladı.
Dört İnancın Kutsal Zirvesi
Deniz seviyesinden 6.638 metre yüksekliğiyle Himalayalar'ın en görkemli zirvelerinden biri olan Kailash Dağı, dört farklı din için dünyanın en önemli hac merkezlerinden birini oluşturuyor. Hindular için Tanrı Şiva'nın meskeni olarak kabul edilen dağ, Budistler için evrenin ekseni (Meru Dağı) olarak görülüyor. Jainler'in ilk Tirthankara'sı Rishabhanatha'nın aydınlanmaya ulaştığı yer olarak inandığı Kailash, Budizm öncesi Bon dininde de kutsal bir mekân olarak anılıyor.
Her yıl binlerce hacı, zorlu coğrafi koşullara rağmen Kailash Dağı'nın çevresinde 52 kilometrelik kora (dönüş) yürüyüşüne katılıyor. Bu ziyaretler, özellikle Mayıs-Eylül ayları arasındaki hac sezonunda yoğunlaşıyor. Ancak bu yıl muson yağmurlarının normalin üzerinde seyretmesi, hacıların geçiş güzergâhlarını kullanılamaz hale getirdi.
Nepal'in Humla ve Bajhang bölgelerinde, Tibet'in ise Ngari ilçesinde meydana gelen sel felaketleri, Kailash Dağı'na ulaşan ana yolların birçoğunu sular altında bıraktı. Nepal polisi, özellikle Karnali Nehri'nin taşması sonucu birçok köyün izole olduğunu, hacıların bulunduğu düzinelerce kampın sular altında kaldığını bildirdi. Tibet tarafında ise Hanke Deresi'nin taşması, Kailash Dağı'nın güney yüzündeki patikaları geçilmez hale getirdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kailash Dağı sadece dini bir merkez olmakla kalmıyor, aynı zamanda Asya'nın en önemli su kaynaklarından biri olan Brahmaputra, İndus ve Sutlej nehirlerinin de kaynağını oluşturuyor. Bu nehirler, Hindistan, Çin, Pakistan ve Bangladeş dahil birçok ülkenin milyonlarca insanının su ihtiyacını karşılıyor. Kailash bölgesindeki aşırı hava olayları, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle giderek sıklaşan muson selleri ve buzul erimeleri, bölgedeki ekolojik dengenin bozulduğunu gösteriyor.
Çin ve Nepal arasındaki sınır bölgesinde yer alan Kailash Dağı, aynı zamanda iki ülke arasında turizm ve dini ziyaretler açısından önemli bir işbirliği alanı. Çin'in Tibet bölgesine uyguladığı seyahat kısıtlamaları nedeniyle çoğu zaman ulaşımın zorlaştığı bölgede, bu tür doğal afetler ise sınır ötesi işbirliğinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Nepal hükümeti, kurtarma çalışmaları için Çin'den yardım talep ederken, Çin tarafı da bölgeye arama kurtarma ekipleri gönderdi.
Kailash Dağı çevresindeki sel felaketleri, yalnızca hacıları değil, aynı zamanda bölgede yaşayan yerli halkı da olumsuz etkiliyor. Tarım arazileri ve hayvancılıkla uğraşan toplulukların büyük zarar gördüğü bildiriliyor. Nepal'in Humla ilçesinde binlerce kişi geçici olarak yerinden edilirken, Tibet'teki birçok köy de sel suları nedeniyle tahliye edilmek zorunda kaldı. Uzmanlar, bu tür aşırı hava olaylarının iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki yıllarda daha da sıklaşabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaket, Türkiye'nin de dahil olduğu küresel iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki işbirliğinin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Kailash Dağı'nda meydana gelen seller, Himalayalar'daki buzul erimelerinin Asya'nın su havzaları üzerindeki etkisine dikkat çekiyor; bu da Türkiye gibi su kaynakları üzerinde stratejik hassasiyete sahip ülkeler için dolaylı bir öncelik teşkil ediyor. Türkiye, iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlere karşı uluslararası dayanışma çağrılarına destek veriyor; bu bölgede yaşanan kayıplar, küresel iklim diplomasisinde daha güçlü önlemlerin gerekliliğini vurguluyor. Ayrıca, Türk Kızılay ve diğer insani yardım kuruluşlarının benzer krizlerde etkinliği düşünüldüğünde, Türkiye'nin bu tür durumlara müdahale kapasitesi de değerlendirilebilir.