Nepal'in kuzeybatısındaki sel felaketinde kaybolan 12 yaşındaki oğlunu aramak için köyünden yola çıkan Talka Sada, 13 dolar borçlanarak günlerce yürüdü. Ancak ulaştığı her yerde sadece enkaz ve isim listeleri buldu; umutsuzluk ve öfke içinde, artık oğlunu bulma ihtimalinin tükendiğini düşünüyor. Felaketin vurduğu bölgelerde binlerce kişi hâlâ kayıp.
Bir Babanın Çaresiz Arayışı
Talka Sada, ülkenin kuzeybatısındaki Karnali eyaletine bağlı uzak bir dağ köyünde yaşıyor. Muson yağmurlarının tetiklediği sel ve toprak kayması, evini ve tüm eşyalarını sürüklerken oğlu Surya'yı da alıp götürdü. Felaketin ardından hiçbir resmi yardım ulaşmayan köylüler, enkaz altında kalanları kendi imkânlarıyla kurtarmaya çalıştı. Sada, oğlunun cesedini bulmak ya da sağ kurtulduğuna dair bir iz aramak için komşu köylerden aldığı borçla yola koyuldu.
Sada, günlerce süren yürüyüşü boyunca sel sularının altında kalan yolları aştı, çamur ve moloz yığınlarının arasında kendi elleriyle kazdı. Ancak her köyde, her merkezde karşılaştığı manzara aynıydı: Yıkılmış evler, kayıp ilanları ve yetkililerin 'henüz bilgi yok' yanıtı. 'Oğlumun nerede olduğunu bilmeden buradan ayrılamam. Ama gücüm tükeniyor' diyor Sada, gözleri dolu bir şekilde.
Nepal'de muson mevsimi her yıl can kayıplarına yol açmasına rağmen, bu yılki seller on yılların en şiddetlisi olarak kayıtlara geçti. Ülke genelinde en az 300 kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi evsiz kaldı. Yetkililer, kayıpların sayısının artabileceğini kabul ederken, uzak köylere henüz ulaşılamadığı için ölü sayısının da artmasından endişe ediyor.
Felaketin Boyutları ve Bölgesel Etkileri
Himalaya buzullarının erimesi ve aşırı yağışlar, Nepal'in kırılgan ekosistemini her geçen yıl daha da tehdit ediyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür ani selleri tetikleyebileceğini belirtirken, Nepal'in coğrafik konumu nedeniyle bu tarz doğal afetlere karşı en savunmasız ülkelerden biri olduğunu vurguluyor. Ancak ülkenin yetersiz altyapısı ve afet yönetimindeki eksiklikler, kurtarma çalışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor.
Uluslararası yardım kuruluşları Nepal'e acil yardım gönderirken, komşu ülkeler Hindistan ve Çin de taziye mesajları yayınladı ve maddi destek sözü verdi. Himalaya bölgesindeki bu tür felaketler, yalnızca Nepal'i değil, dolaylı olarak milyonlarca kişinin su kaynağını da etkileme potansiyeline sahip. Bu durum, bölgesel iş birliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğal afetler konusunda deneyime sahip bir ülke olarak, Nepal'e uluslararası yardım çağrılarında bulunma ve ARAMIK (AFAD) gibi kurumlarıyla destek gönderme potansiyeline sahiptir. Bu tür insani yardım operasyonları, Türkiye'nin yumuşak gücünü ve bölgesel liderlik rolünü pekiştirebilir; ayrıca, iklim değişikliğinin tetiklediği göç ve güvenlik risklerine karşı küresel iş birliğinin önemini vurgular. Ankara, Orta Asya ve Güney Asya'ya yönelik dış politikasını güçlendirmek amacıyla bu tür krizlerde yardım köprüsü kurarak, uluslararası kamuoyunda itibar kazanabilir.