ABD Ordusu, Salı günü İran topraklarındaki hedeflere yeni bir hava saldırısı dalgası gerçekleştirdi. Bölgedeki çatışma yedinci ayına girerken, ABD Başkanı Donald Trump, "İran'ı müzakere masasına oturtmaya çalışmıyoruz" dedi. Bu açıklama, Washington'un Tahran'a yönelik askeri baskısını artırdığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Pentagon'dan yapılan açıklamaya göre, ABD kuvvetleri İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) ait hava savunma sistemleri, radar istasyonları, deniz unsurları ve mayın döşeme kapasitelerini hedef aldı. Saldırılar, Orta Doğu'daki gerilimin tırmanmasının ardından geldi. ABD yetkilileri, operasyonların İran'ın bölgedeki saldırı kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtirken, Trump yönetimi bu eylemlerin savunma amaçlı olduğunu vurguluyor.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "ABD, İran'ın ve vekillerinin saldırılarına karşı kendini savunuyor. Amacımız rejimi devirmek ya da müzakereye zorlamak değil, Amerikan çıkarlarını ve bölgedeki müttefiklerimizi korumak" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, İran'ın nükleer programı konusunda diplomatik çözüm arayışlarını sürdürdüğünü iddia eden Tahran yönetimiyle çelişiyor.
ABD'nin son saldırıları, İran'ın 7 Ekim'de İsrail'e yönelik saldırılarının ardından başlayan ve bölgeye yayılan çatışmaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail ile Hamas arasındaki savaşın gölgesinde, İran destekli gruplar Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'de ABD ve İsrail hedeflerine saldırılar düzenledi. Washington, bu saldırılara karşılık olarak İran destekli gruplara ve doğrudan İran topraklarına yönelik operasyonlarını artırdı.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu yeni saldırı dalgası, bölgede tırmanma riskini artırıyor. İran, ABD'nin saldırılarına misilleme yapacağını açıkladı. Tahran yönetimi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA) gönderdiği mektupta, nükleer tesislerinin güvenliğini tehdit eden her türlü saldırıya karşılık vereceğini belirtti. Bu durum, uluslararası toplumda endişe yaratıyor; zira İran'ın nükleer programa ilişkin adımları, bölgede yeni bir krize yol açabilir.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının, Orta Doğu'daki dengeleri değiştirebileceğini ve İran ile Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Çin ve Rusya, ABD'nin tek taraflı eylemlerini kınarken, Avrupa ülkeleri ise itidal çağrısı yapıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil bir toplantı düzenleyerek taraflara gerilimi düşürme çağrısında bulundu.
Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden oldu. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin endişelerle yükseldi. Uzmanlar, çatışmanın yayılması durumunda küresel ekonominin olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle, ABD ve İran arasındaki gerilim yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel bir mesele olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik bu saldırıları, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, komşusu İran ile sınır paylaşıyor ve Tahran'la derin ekonomik ilişkilere sahip. Bu tırmanma, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Ayrıca, enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye, olası bir petrol veya doğalgaz kesintisinden olumsuz etkilenebilir. Ankara, diplomatik çözüm çağrısında bulunmakta; ancak bölgedeki gerginliğin Türkiye'yi de içine çekebilecek yeni bir çatışmaya dönüşmemesi için temkinli bir politika izliyor. Türkiye'nin, NATO müttefiki ABD ve komşusu İran arasındaki bu gerilimde denge kurması, dış politikasının öncelikli meselelerinden biri olmaya devam edecek.