Nepal'in kuzeyinde, Tibet sınırına yakın bir bölgede etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketi, bir evin azgın suların ortasında kalmasına neden oldu. Bölgede çekilen görüntülerde, evin çevresini saran kahverengi ve çamurlu suların yükseldiği, çatıda mahsur kalan insanların yardım beklediği anlar yer alıyor. Nepal hükümeti, ülkenin güneyindeki düzlüklerde de etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı sel ve toprak kaymalarında en az 14 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin kaybolduğunu açıkladı. Yetkililer, kurtarma ekiplerinin helikopterler ve şişme botlarla mahsur kalanları tahliye etmek için seferber olduğunu bildirdi.
Felaketin boyutu ve kurtarma çalışmaları
Nepal İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, özellikle başkent Katmandu'nun da aralarında bulunduğu orta ve doğu bölgelerde etkili olan sağanak yağışların birçok nehrin taşmasına yol açtığı belirtildi. Taşkınlar, yolları ve köprüleri kullanılamaz hale getirirken, birçok köy ve kasaba ile bağlantı kesildi. Nepal ordusu ve polis ekipleri, felaketin vurduğu bölgelerde arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ancak olumsuz hava koşulları ve altyapının hasar görmesi, çalışmaları güçleştiriyor. Yardım kuruluşları, bölgede temiz su ve gıda sıkıntısı yaşandığını, salgın hastalık riskine karşı acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Görüntülere yansıyan evin bulunduğu bölge, Nepal ile Çin'in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki sınır hattına yakın. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan bu bölge, dik yamaçları ve dar vadileri nedeniyle sel ve heyelanlara son derece açık. Uzmanlar, küresel iklim değişikliğinin etkisiyle muson yağışlarının düzensizleştiğini ve şiddetinin arttığını, bunun da bu tür doğal afetlerin sıklığını ve yıkıcılığını artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Nepal, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Himalayalar'daki buzulların erimesi ve değişen yağış rejimleri, ülkeyi sel, kuraklık ve toprak kayması gibi afetlere karşı daha kırılgan hale getiriyor. Bu durum, yalnızca Nepal'in değil, aynı zamanda Hindistan ve Bangladeş gibi aşağı havza ülkelerinin de su kaynaklarını ve gıda güvenliğini tehdit ediyor. Öte yandan, felaket bölgesinin Çin sınırına yakın olması, iki ülke arasındaki sınır ötesi iş birliği mekanizmalarının önemini bir kez daha gündeme getiriyor. Nepal, Çin ile sınır bölgelerinde afet yönetimi konusunda ortak çalışmalar yürütüyor.
Himalaya bölgesi, dünyanın en büyük üçüncü buzul kütlesine ev sahipliği yapıyor ve bu buzullar, Asya'nın en önemli nehirlerinin (İndus, Ganj, Brahmaputra) kaynağını oluşturuyor. İklim değişikliği nedeniyle bu buzulların hızla erimesi, milyonlarca insanın su kaynağını tehdit ederken, aynı zamanda ani sel ve buzul gölü taşkınlarına (GLOF) yol açabiliyor. Nepal'deki bu son felaket, iklim değişikliğinin bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nepal'de yaşanan bu felaketi yakından izlemekle birlikte, doğrudan bir ekonomik veya siyasi çıkarı bulunmuyor. Ancak Türkiye, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve Kızılay aracılığıyla dünyanın birçok bölgesinde doğal afetlere müdahale eden bir ülke olarak, bu tür krizlerde uluslararası dayanışmaya katkı sağlayabilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlerin, küresel göç ve güvenlik sorunlarını derinleştirdiği göz önüne alındığında, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele ve afet yönetimi konularındaki deneyimlerini paylaşması, bölgesel iş birliği açısından önem taşıyor. Nepal'deki sel, iklim kaynaklı afetlerin sadece bölgesel değil, küresel bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.