Nepal'de son haftalarda etkili olan muson yağışları, ülke genelinde yüzlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca kişinin yerinden edilmesine yol açtı. Ancak uzmanlara göre, felaketin boyutunu büyüten temel neden ne Çin'in su politikaları ne de veri eksikliği. Sorun, Nepal hükümetinin erken uyarı sistemlerini ve afet yönetimi planlarını etkin bir şekilde uygulamamasından kaynaklanıyor. Uluslararası kuruluşlar yıllardır Nepal'deki sel riskine dikkat çekerken, yerel yönetimlerin altyapı yatırımlarını ihmal etmesi ve koordinasyon eksikliği, can kaybını artıran başlıca etkenler olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Uyarılar Var, Eylem Yok
Nepal, iklim değişikliğine karşı en kırılgan ülkelerden biri. Ülkenin kuzeyindeki Himalaya buzullarının erimesi, muson yağışlarının şiddetini artırıyor. 2023 yılında Nepal, son 60 yılın en şiddetli muson yağışlarını kaydetti. Buna rağmen, hükümetin afet önleme bütçesi yetersiz kaldı ve erken uyarı sistemleri birçok kırsal bölgede kurulamadı. Uzmanlar, Çin'in Tibet'te inşa ettiği barajların su akışını etkilediği yönündeki iddiaların ise bilimsel olarak kanıtlanmadığını vurguluyor. Asıl sorun, Nepal'in kendi içindeki bürokratik engeller, yolsuzluk ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle afet yönetimi reformlarının hayata geçirilememesi.
Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası raporlarına göre, Nepal'de 2015'ten bu yana sel ve heyelanlara bağlı ölümler %40 arttı. Ancak hükümetin oluşturduğu "Erken Uyarı Sistemi" sadece başkent Katmandu ve çevresinde etkili. Kırsal kesimde ise halk, sel sularının yükseldiğini genellikle çok geç fark ediyor. Ayrıca, ormansızlaşma ve plansız kentleşme, suyun doğal akışını bozarak sel riskini daha da artırıyor. Nepal hükümeti, 2024 bütçesinde afet yönetimine ayırdığı payı artırsa da, bu fonların yalnızca %30'u fiilen kullanılabildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal'deki sel felaketi, Güney Asya'nın iklim krizine karşı ne kadar savunmasız olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Hindistan, Bangladeş ve Pakistan da benzer sorunlarla boğuşuyor. Bölgesel işbirliği mekanizmaları (SAARC gibi) etkisiz kalırken, Çin ve Hindistan'ın su paylaşımı konusundaki anlaşmazlıkları, ortak bir erken uyarı sistemi kurulmasını engelliyor. Küresel ölçekte ise gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütleri yetersiz. Nepal gibi ülkeler, iklim uyum projeleri için ayrılan fonlara erişmekte zorlanıyor. Bu durum, gelecekte benzer felaketlerin daha sık yaşanacağı endişesini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, iklim değişikliğinin yol açtığı afetlerin yönetimi konusunda önemli dersler içeriyor. Türkiye, son yıllarda sel, yangın ve deprem gibi afetlerle mücadelede benzer koordinasyon sorunları yaşıyor. Nepal örneği, erken uyarı sistemlerine yatırımın ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin hayati olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim finansmanı ve bölgesel işbirliği konularında daha aktif rol alması, hem kendi güvenliği hem de küresel istikrar açısından faydalı olacaktır.