Nepal ve Tibet'i vuran yıkıcı sel felaketinde can kaybı 900'ü aşarken, kayıp sayısı 4 bin 700'ün üzerine çıktı. Yetkililer, bölgede arama kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü, ancak enkaz altında kalan ve çamur bulutlarına kapılan kişilere ulaşmanın güçlükle yapıldığını bildiriyor. Nepal ordusu ve polis ekipleri, helikopterler ve insansız hava araçlarıyla en çok etkilenen bölgelere sevkiyat yaparken, uluslararası yardım kuruluşları da harekete geçmiş durumda. Felaketin boyutu, ülkenin kuzeyindeki dağlık alanlarda meydana gelen ani sel baskınları ve toprak kaymaları nedeniyle her geçen saat daha da netleşiyor.
Seller Nasıl Bu Kadar Yıkıcı Oldu?
Uzmanlar, bu yılki muson yağışlarının normalin çok üzerinde seyrettiğini ve özellikle Nepal'in yüksek rakımlı bölgelerinde ani sel ve toprak kaymalarına yol açtığını belirtiyor. Himalayalar'ın eteklerindeki buzul göllerinin aşırı erime sonucu taşması, sellerin şiddetini artıran bir diğer etken olarak öne çıkıyor. Meteoroloji yetkilileri, bölgede haftalarca süren aşırı yağışların ardından birçok nehrin taştığını ve barajların kapasitelerinin üzerinde dolduğunu ifade ediyor.
Özellikle başkent Katmandu çevresi ve ülkenin güneyindeki Terai ovası sellerden en çok etkilenen yerler oldu. Binlerce ev sular altında kalırken, yüz binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Nepal hükümeti, afet bölgelerinde acil durum ilan ederken, ordu birlikleri ve polis ekipleri, mahsur kalan vatandaşları tahliye etmek için seferber oldu. Ancak altyapının büyük ölçüde hasar görmesi, kurtarma çalışmalarını güçleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal'deki bu felaket, yalnızca ülkenin değil, komşu ülkelerin ve küresel toplumun da gündeminde. Tibet'te de etkili olan seller, Çin'in güneybatısındaki eyaletlerde de hasara yol açtı. İki ülke arasındaki sınır bölgelerinde altyapı hasarı ticaret yollarını olumsuz etkilerken, Hindistan'ın kuzey eyaletlerinde de taşkınlar görüldü. Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığına, Himalaya bölgesinin ise bu değişimin en kırılgan noktalarından biri olduğuna dikkat çekiyor.
Afet, bölgesel iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyarken, uluslararası toplumdan Nepal'e yardım sözleri geliyor. Birleşmiş Milletler, acil insani yardım çağrısında bulunurken, birçok ülke arama kurtarma ekipleri ve yardım malzemesi göndermeye hazır olduklarını açıkladı. Nepal'in bu felaketin üstesinden gelebilmesi için uluslararası desteğin ve iklim değişikliğiyle mücadelede küresel adımların kritik olduğu vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Asya'daki doğal afetlerde daha önce de kurtarma ekipleri ve insani yardım desteği göndererek dayanışma göstermiş bir ülkedir. Bu sel felaketi, Nepal'deki krize uluslararası toplumun yanıtında Türkiye'nin de inisiyatif alabileceği bir alan olarak görülebilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin tetiklediği aşırı hava olayları yalnızca Güney Asya'yı değil, Akdeniz havzası dahil Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgeleri etkileyen küresel bir sorundur. Türkiye'nin bu tür felaketlere karşı kendi hazırlık ve müdahale kapasitesini güçlendirmesi ve uluslararası iş birliği mekanizmalarına katkı sunması, hem insani değerler hem de bölgesel istikrar açısından önem taşımaktadır.