ABD ordusu, Basra Körfezi'ndeki stratejik öneme sahip Larak Adası'nda İran'a ait füze fırlatıcılarını hedef alan bir saldırı düzenledi. Son haftalarda bölgede gözlemlenen göreceli sükunetin ardından gelen bu operasyon, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yeniden tırmandığına işaret ediyor. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırının İran destekli grupların ABD ve koalisyon güçlerine yönelik tehditlerini bertaraf etmek amacıyla gerçekleştirildiği belirtildi. Larak Adası'nın, Hürmüz Boğazı'na yakın konumu nedeniyle enerji ticareti açısından hayati bir öneme sahip olduğu biliniyor.
Saldırının Ayrıntıları ve Arka Planı
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının yerel saatle gece saatlerinde gerçekleştirildiği ve hedef alınan fırlatıcıların İran Devrim Muhafızları Ordusu'na (IRGC) ait olduğu ifade edildi. Açıklamada, "Bu fırlatıcılar, Basra Körfezi'nde seyreden ticari ve askeri gemilere yönelik doğrudan bir tehdit oluşturuyordu. Kendimizi ve bölgedeki ortaklarımızı savunmak için gerekli önlemleri aldık" denildi. Saldırının boyutuna ilişkin net bir bilgi verilmezken, bazı kaynaklar hedef alınan noktaların büyük ölçüde imha edildiğini öne sürüyor.
Bu operasyon, İran'ın 13 Haziran'da Umman Körfezi'nde iki tankere saldırdığı iddiasının ardından başlayan gerginliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD, İran'ı bu saldırıların arkasında olmakla suçlarken, Tahran yönetimi suçlamaları reddediyor. Mayıs ayında ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması ve İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ilişkiler dibe vurmuş durumda. Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik askeri seçenekleri masadan kaldırmadığına dair açıklamaları, bu tür bir saldırının sinyallerini veriyordu.
Öte yandan, İran'ın Larak Adası'nda konuşlandırdığı füzelerin, Hürmüz Boğazı'nın kontrolüne yönelik bir stratejinin parçası olduğu biliniyor. İran, daha önce de bu bölgede askeri tatbikatlar düzenleyerek güç gösterisinde bulunmuştu. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, saldırının ardından yaptığı ilk açıklamada, "Bu tür provokasyonlar bölgede istikrarı bozmaktan başka işe yaramaz" diyerek Washington'u suçladı. Zarif, ayrıca İran'ın meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Saldırı, enerji piyasalarında anında dalgalanmaya neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı, haberin ardından yüzde 4'e varan bir artışla 63 doların üzerine çıktı. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ihtimalinin küresel petrol arzını ciddi şekilde etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, ABD'nin İran'ı caydırma politikasını desteklediklerini belirtirken, Rusya ve Çin ise itidalli olunması çağrısı yaptı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanması beklenirken, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, tarafları diyaloğa davet etti. Mogherini, "Bölgedeki gerilimin herkes için felaket olacağını" vurguladı. Almanya ve Fransa, ABD'nin bu tek taraflı askeri adımını endişeyle karşıladıklarını açıkladı. İngiltere ise ABD'nin yanında yer alarak, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerine karşı mücadelede kararlılık mesajı verdi.
Uzmanlar, bu saldırının İran'ın misilleme yapma olasılığını artırdığı görüşünde. Tahran yönetiminin, nüfuz sahibi olduğu Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçler aracılığıyla ABD ve müttefiklerine karşı asimetrik saldırılar düzenleyebileceği belirtiliyor. Ayrıca İran'ın, nükleer anlaşmadan çekilme kararını hızlandırabileceği ve uranyum zenginleştirme seviyesini daha da artırabileceği öne sürülüyor. Böyle bir gelişme, bölgede tam anlamıyla bir silahlanma yarışını tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını bu ülkeden karşılıyor. Bu nedenle Basra Körfezi'ndeki herhangi bir çatışma, doğrudan Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede istikrarın sağlanması için arabuluculuk rolü üstlenmeye çalışıyor. ABD'nin İran'a yönelik artan askeri baskısı, Türkiye'yi zor durumda bırakabilir; zira Ankara, hem NATO müttefiki olarak ABD ile dayanışma içinde olmalı hem de İran ile iyi komşuluk ilişkilerini sürdürmek istiyor. Bu gelişmeler ışığında Türkiye'nin, bölgesel diyaloğu teşvik eden bir politika izlemesi bekleniyor.