Nepal'de son haftalarda yaşanan şiddetli muson yağmurlarının tetiklediği sel ve heyelanlar, ülkenin güney ve doğu bölgelerinde büyük yıkıma yol açtı. Karuna-Shechen Program Direktörü Sunita Sharma'nın aktardığına göre, felakette hayatta kalanlar evlerini ve ailelerini kaybetmenin acısıyla baş başa kalırken, önümüzdeki kış ayları bölge için 'çok zorlu' geçecek. Yetkililer, en az 200 kişinin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin kayıp olduğunu ve binlerce kişinin de evsiz kaldığını bildiriyor. Katmandu'daki hükümet yetkilileri, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini ancak altyapının büyük ölçüde tahrip olduğu bölgelere ulaşımın güçlükle sağlandığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Nepal, coğrafi konumu nedeniyle doğal afetlere yabancı değil. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan ülke, her yıl muson sezonunda sel ve heyelanlarla mücadele ediyor. Ancak bu yılki felaketin boyutu, ülkenin afet yönetimi kapasitesinin ne kadar yetersiz olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sharma, 'Nepal'in doğal afetlere müdahale konusunda önemli bir deneyimi var; ancak bu deneyim daha çok kriz anına odaklı. Asıl eksiklik, hazırlık aşamasında' diyor. İklim değişikliğinin etkisiyle muson yağmurlarının daha yoğun ve düzensiz hale geldiğine dikkat çeken uzmanlar, bu tür felaketlerin sıklığının ve şiddetinin artacağını öngörüyor.
Sel sularının çekilmesiyle birlikte bölgede salgın hastalık riski de baş gösteriyor. Kirli su kaynakları, ishal ve kolera gibi hastalıkların yayılmasına zemin hazırlıyor. Yardım kuruluşları, temiz su ve gıda tedariki için seferber olmuş durumda. Ancak karayollarının büyük bölümünün hasar görmesi, yardım çalışmalarını yavaşlatıyor. Nepal ordusu, helikopterlerle ulaşılabilen bölgelere acil yardım malzemesi taşırken, bazı köylerle hâlâ iletişim kurulamıyor.
Öte yandan, sel felaketi Nepal ekonomisini de derinden etkiledi. Ülkenin ana gelir kaynaklarından biri olan tarım sektöründe büyük kayıplar yaşandı. Pirinç tarlaları ve sebze bahçeleri sular altında kalan çiftçiler büyük mağduriyet içinde. Nepal'in diğer önemli gelir kaynağı olan turizm de olumsuz etkilendi; birçok turistik bölge sel nedeniyle ziyarete kapatıldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Himalaya bölgesi, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen alanlardan biri olarak gösteriliyor. Buzulların erimesi ve ani hava değişimleri, Nepal ve komşu ülkelerdeki nehir havzalarında su seviyelerinin ani yükselmesine neden oluyor. Bu durum sadece Nepal'i değil, Hindistan ve Bangladeş gibi aşağı havza ülkelerini de tehdit ediyor. Uzmanlar, bölgesel iş birliğinin artırılması gerektiğini; afet erken uyarı sistemleri ve ortak müdahale mekanizmalarının kurulmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları Nepal için acil yardım çağrısında bulundu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), ülkeye 15 milyon dolarlık yardım paketi gönderilmesi için kampanya başlattı. Avrupa Birliği, Japonya ve ABD gibi ülkelerden de arama kurtarma ekipleri ve insani yardım desteği geldi. Ancak Nepal'in uzun vadeli yeniden inşa süreci için uluslararası finansmanın artırılması gerektiği belirtiliyor. Küresel iklim değişikliği müzakerelerinde, gelişmekte olan ülkelerin iklim kaynaklı kayıplara karşı tazminat talepleri bu felaketle birlikte yeniden gündeme geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğal afetlerle mücadele konusunda önemli bir deneyime sahip bir ülke olarak, Nepal'e yönelik yardım çalışmalarına katkı sağlayabilir. Türk Kızılay'ı ve AFAD'ın uluslararası afet müdahale kapasitesi, bu tür durumlarda hızlı ve etkili yardım ulaştırma konusunda test edilmiş durumda. Ayrıca, Türkiye'nin Himalaya bölgesindeki jeopolitik çıkarları ve Güney Asya ile gelişen ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde, Nepal'e yapılacak insani yardım, Türkiye'nin yumuşak gücünü artırabilir. İklim değişikliği kaynaklı göç ve güvenlik riskleri, Türkiye'nin de yakından izlediği bir konu olup, bu alandaki küresel iş birliği çabalarına destek vermek Türkiye'nin çıkarınadır.