Hindistan, Şubat ayında Nepal'in Uttarakhand bölgesinde meydana gelen ve en az 70 kişinin ölümüne yol açan ani sel felaketinin ardından Himalaya buzullarını izleme çalışmalarını önemli ölçüde artırdı. Bilim insanları, iklim değişikliği nedeniyle Himalaya buzullarının benzeri görülmemiş bir hızla eridiğini ve bunun toplulukları öngörülemeyen ve maliyetli felaketlere maruz bıraktığını vurguluyor. Hindistan hükümeti, bu tür olayların önceden tespit edilebilmesi için uydu tabanlı izleme sistemlerini genişletiyor ve erken uyarı mekanizmalarını güçlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Uttarakhand'daki Chamoli bölgesinde 7 Şubat'ta meydana gelen felaket, bir buzul parçasının kopması ve ardından oluşan çamur ve enkaz akıntısının Rishiganga Nehri üzerindeki iki hidroelektrik santralini vurmasıyla gerçekleşti. Olayda 200'den fazla kişi kaybolmuş, çok sayıda işçi tünellerde mahsur kalmıştı. Bu felaket, yüksek dağlık alanlarda iklim değişikliğinin yol açtığı tehlikelerin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. uzmanlar, ısınan hava sıcaklıklarının buzulların dengesini bozduğunu ve buz patlaması (glof) riskini artırdığını belirtiyor. Hindistan'ın Ulusal Uzay Araştırmaları Merkezi (ISRO) ve Himalaya Çevre Araştırmaları Merkezi, bölgedeki buzulların hareketlerini ve erime oranlarını izlemek için yeni projeler başlattı. Bu projeler kapsamında yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri kullanılarak buzul göllerinin hacimleri ölçülüyor ve potansiyel patlama riskleri değerlendiriliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Himalaya buzulları, Asya'nın büyük nehirlerine (İndus, Ganj, Brahmaputra) kaynak sağlıyor ve yaklaşık 2 milyar insanın su ihtiyacını karşılıyor. Bu buzullar, 'Asya'nın su kulesi' olarak adlandırılıyor. İklim değişikliği nedeniyle bu buzulların hızla erimesi, hem su kıtlığına hem de buzul gölü patlaması gibi ani felaketlere yol açabilir. Nepal, Bhutan, Pakistan ve Çin de benzer risklerle karşı karşıya. Bölgesel iş birliği, ortak izleme ağları ve veri paylaşımı hayati önem taşıyor. Bilim insanları, 2100 yılına kadar Himalaya buzullarının %30-50'sinin eriyebileceğini öngörüyor. Bu durum, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin su kaynakları üzerindeki anlaşmazlıklarını daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, artan sıcaklıklar ve değişen yağış düzenleri tarımsal verimliliği tehdit ederek gıda güvenliğini tehlikeye atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki buzulları ve su kaynakları üzerinde iklim değişikliğinin etkilerini yakından takip ediyor. Türkiye, bu alanda uluslararası iş birliğinin önemini vurguluyor ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda BM çerçevesinde taahhütlerde bulunuyor. Himalaya buzullarındaki erime, küresel iklim dengesini etkileyerek Türkiye'de kuraklık ve aşırı hava olayları riskini artırabilir. Ayrıca, Hindistan ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler göz önüne alındığında, bölgedeki doğal afetler tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Keşmir sorunu gibi konularda Pakistan'a yakın duruşuyla bilinse de, iklim değişikliği konusunda tüm bölge ülkeleriyle ortak hareket etme potansiyeline sahiptir.