Himalayalar'ın eteklerindeki Nepal'de, iklim değişikliğinin yol açtığı eriyen buzullar, yalnızca bölge ülkeleri için değil, tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ülkenin kuzeyindeki Thulagi buzulu, bilim insanlarının yıllardır uyardığı bir 'zaman bombası'ydı ve geçtiğimiz günlerde meydana gelen felaket, bu uyarıların ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Jeologlar, küresel ısınmanın hızlanmasıyla birlikte buzul göllerinin taşması sonucu oluşan ölümcül sellerin çok daha sık yaşanacağını belirtiyor. Bu durum, yalnızca Nepal için değil, Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyalar için önemli bir iklim değişikliği göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Thulagi Buzulu ve Felaketin Arka Planı
Thulagi buzulu, Nepal'in Manang bölgesinde, deniz seviyesinden yaklaşık 4 bin metre yükseklikte yer alıyor. Bilim insanları, bu buzulun altındaki gölün, eriyen buzullar nedeniyle sürekli büyüdüğünü ve setlerinin zayıfladığını uzun süredir raporluyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde gölün setinin kısmen çökmesi sonucu milyonlarca metreküp su, aşağıdaki vadilere doğru aktı. Bu ani sel, yerleşim yerlerini, tarım alanlarını ve altyapıyı ciddi şekilde tahrip etti. İlk belirlemelere göre çok sayıda kişi hayatını kaybederken, kayıpların artmasından endişe ediliyor. Yetkililer, bölgede arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
Jeolog Dr. Anil Kafle, felaket sonrası yaptığı değerlendirmede, "Bu, aslında beklenen bir felaketti. İklim değişikliği nedeniyle buzullar hızla eriyor ve bu da buzul göllerinin hacmini artırıyor. Setler, bu artan basınca daha fazla dayanamıyor" dedi. Kafle, özellikle son 20 yılda Himalayalar'daki buzulların yüzde 30'a varan oranda inceldiğine dikkat çekerek, bu durumun benzer felaketlerin habercisi olduğunu vurguladı. Nepal'de halihazırda binden fazla buzul gölü bulunuyor ve bunların en az 30'u 'tehlikeli' kategorisinde değerlendiriliyor. Bu göllerden herhangi birinin taşması, milyonlarca insanı etkileyebilecek zincirleme felaketlere yol açabilir.
Buzul Selleri Küresel Bir Tehdit Haline Geliyor
Buzul gölü taşkınları (GLOF) olarak adlandırılan bu olaylar, yalnızca Nepal'in sorunu değil. Himalayalar, And Dağları, Alpler ve hatta Türkiye'nin doğu Anadolu bölgesindeki buzullar da benzer riskler taşıyor. İklim değişikliği nedeniyle dünya genelinde buzullar geri çekilirken, bu buzulların beslediği göller de sürekli büyüyor. Örneğin, Pakistan'da 2022'de meydana gelen ve milyonlarca insanı etkileyen sel felaketinin tetikleyicilerinden birinin de buzul gölü taşması olduğu belirtilmişti. Bilim insanları, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1,2 derece artmasıyla birlikte, bu tür olayların sıklığının ve şiddetinin arttığını söylüyor. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarına göre, 1,5 derecelik bir ısınma senaryosunda bile Himalayalar'daki buzulların üçte biri yok olacak. Bu da gelecekte çok daha büyük felaketler anlamına geliyor.
Uzmanlar, bu felaketlerin önlenmesi için erken uyarı sistemlerinin kurulması, setlerin güçlendirilmesi ve göl seviyelerinin düzenli olarak boşaltılması gibi önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Nepal hükümeti, bazı göllerde bu tür çalışmalar yapmaya başlasa da yetersiz finansman ve teknik altyapı nedeniyle çalışmalar istenilen hızda ilerlemiyor. Uluslararası toplumun da bu konuda daha fazla destek sağlaması gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz havzasında doğrudan hisseden ülkelerden biri. Bu felaket, yalnızca Nepal'in değil, Türkiye'nin de iklim değişikliğiyle mücadele politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi'nde buzul erimeleri yaşanıyor. Bu durum, su kaynaklarının azalması ve kuraklık riskini artırırken, benzer buzul gölü taşkınları potansiyelini de beraberinde getiriyor. Ayrıca, küresel iklim müzakerelerinde Türkiye'nin, buzul erimesi gibi sınır ötesi etkileri olan konularda daha güçlü bir iş birliği yapması ve yüksek riskli bölgelerde afet yönetimi kapasitesini geliştirmesi gerekiyor.