Nepal'in başkenti Katmandu ve çevresindeki bölgelerde geçtiğimiz hafta yaşanan ani seller, ülke tarihinin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Uydu görüntüleri, sellerin yol açtığı yıkımın boyutunu gözler önüne serdi. Öncesi ve sonrası görüntüler, verimli tarım arazilerinin, yerleşim yerlerinin ve altyapının nasıl sular altında kaldığını, nehir yataklarının nasıl değiştiğini net biçimde ortaya koyuyor. Felakette en az 200 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin kaybolduğu bildiriliyor. Yetkililer, sellerin iklim değişikliğinin etkisiyle şiddetlenen muson yağmurlarından kaynaklandığını belirtiyor.
Felaketin Boyutu ve Etkileri
Nepal İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, sel felaketinden ülkenin 77 bölgesinden en az 45'i etkilendi. Başkent Katmandu'da birçok mahalle sular altında kalırken, şehirdeki ana yollar ve köprüler kullanılamaz hale geldi. Özellikle Katmandu Vadisi'nde bulunan Bagmati ve Bishnumati nehirlerinin taşması, kent yaşamını felç etti. Sel suları nedeniyle elektrik ve iletişim hatları kesildi, birçok aile evsiz kaldı. Nepal ordusu ve polisi, helikopterler ve lastik botlarla mahsur kalanları kurtarmak için seferber oldu. Ancak yoğun yağış ve enkaz nedeniyle kurtarma çalışmaları güçlükle yürütülüyor.
Uydu görüntüleri, özellikle kırsal bölgelerdeki tarım arazilerinin büyük bölümünün su altında kaldığını gösteriyor. Pirinç, mısır ve buğday gibi temel gıda ürünlerinin yetiştiği bu arazilerin zarar görmesi, ülkenin gıda güvenliğini tehdit ediyor. Ayrıca sellerin yol açtığı toprak kaymaları, birçok köyün yollarla bağlantısını keserek ulaşımı imkânsız hale getirdi. Nepal'in dağlık coğrafyası, bu tür afetlere karşı özellikle kırılgan bir yapı oluşturuyor. Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle muson yağmurlarının daha yoğun ve düzensiz hale geldiğini, bunun da sel ve heyelan riskini artırdığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu felaket, yalnızca Nepal'in değil, tüm Güney Asya bölgesinin ortak sorunu olan iklim değişikliğinin acil bir hatırlatıcısı niteliğinde. Himalayalar'ın eteklerinde yer alan Nepal, iklim değişikliğine en az katkıda bulunan ancak en çok etkilenen ülkelerden biri. Küresel ısınma nedeniyle buzulların erimesi ve ani kar yağışları, nehirlerin taşma riskini artırıyor. Benzer seller, komşu Hindistan, Bangladeş ve Pakistan'da da sık sık yaşanıyor; bu durum bölgesel iş birliğini zorunlu kılıyor. Örneğin, Hindistan ve Nepal arasında sınır aşan nehirlerin yönetimi konusunda ortak bir mekanizma bulunmuyor. Bu tür felaketler, ülkeler arasında veri paylaşımı ve erken uyarı sistemleri kurulmasını gerektiriyor.
Küresel ölçekte ise bu felaket, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele için finansmana erişimini gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler, Nepal'e acil yardım çağrısında bulundu ve uluslararası toplumu destek vermeye davet etti. İklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkeler, sera gazı emisyonlarını azaltmak için gelişmiş ülkelerden mali ve teknik destek talep ediyor. Bu tür felaketlerin sıklığı arttıkça, iklim finansmanı konusundaki müzakerelerin önemi de artıyor. Nepal hükümeti, yeniden yapılanma ve afet riskini azaltma çalışmaları için uluslararası bağışçılardan 1,5 milyar dolarlık bir destek beklediğini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Nepal'deki sel felaketi karşısında insani yardım gönderme geleneğine sahiptir. Bu tür afetler, Türkiye'nin bölgesel ve küresel düzeyde insani diplomasi anlayışını güçlendirme fırsatı sunar. Ayrıca, Türkiye'nin İklim Değişikliğiyle Mücadele Stratejisi kapsamında, gelişmekte olan ülkelere teknik destek sağlaması beklenir. Bu felaket, iklim göçü ve güvenlik bağlantısını gündeme getirerek Türkiye'nin komşu bölgelerdeki istikrarı etkileyebilir. Türkiye'nin ayrıca, benzer coğrafi özelliklere sahip bölgelerde afet yönetimi konusunda deneyim paylaşımında bulunması olasıdır. Ancak doğrudan bir siyasi veya ekonomik yansıma bulunmamakla birlikte, insani yardım kuruluşları aracılığıyla etki alanını genişletebilir.