Nepal'in kuzeydoğusundaki Everest bölgesinde 16 Ağustos 2024'te meydana gelen buzul çığı, Thame köyü yakınlarında ani bir sele neden oldu. Yetkililer, selin en az 13 evi yıktığını ve yüzlerce kişinin tahliye edildiğini bildirdi. Olayda can kaybı yaşanmazken, altyapıda büyük hasar oluştu. Bilim insanları, artan sıcaklıkların buzul göllerini dengesizleştirerek bu tür felaketleri tetiklediğini vurguluyor.
Buzul Gölleri Tehlikesi Büyüyor
Nepal, dünyada en fazla buzul gölüne ev sahipliği yapan ülkelerden biri. İklim değişikliği nedeniyle Himalayalar'daki buzullar hızla eriyor ve göller genişliyor. Uzmanlar, bu göllerin patlama riskinin arttığını belirtiyor. Thame'deki sel, bir buzul gölünün ani boşalması (GLOF) sonucu meydana geldi. 1985'te aynı bölgede yaşanan benzer bir olayda 20'den fazla kişi hayatını kaybetmişti.
Nepal hükümeti, riskli göllerde erken uyarı sistemleri kurmak için çalışmalar yürütüyor. Ancak zorlu arazi koşulları ve sınırlı kaynaklar nedeniyle ilerleme yavaş. Uluslararası kuruluşlar, iklim finansmanının artırılması çağrısında bulunuyor.
Küresel İklim Politikalarına Etkisi
Nepal'deki felaket, iklim değişikliğinin dağlık bölgelerde yarattığı yıkımı gözler önüne seriyor. Himalayalar, Asya'nın su kulesi olarak biliniyor ve milyarlarca insanın su kaynağı. Buzulların erimesi, uzun vadede su kıtlığına yol açabilir. BM İklim Zirvesi'nde gelişmekte olan ülkeler, adaptasyon fonlarının artırılmasını talep ediyor. Bu olay, küresel ısınmanın sadece deniz seviyesini değil, dağ ekosistemlerini de tehdit ettiğini gösteriyor.
Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede Paris Anlaşması'na taraf ve yeşil dönüşüm politikaları izliyor. Nepal'deki gibi felaketler, Türkiye'nin de dağlık bölgelerinde benzer riskler taşıdığını hatırlatıyor. Uzmanlar, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki buzul çığı, iklim değişikliğinin sınır tanımayan etkilerini gösteriyor. Türkiye, dağlık Doğu Anadolu bölgesinde buzul gölleri barındırıyor ve benzer risklerle karşı karşıya. Ayrıca, Türkiye iklim mültecileri konusunda hassas bir konumda; bu tür felaketler göç baskısını artırabilir. Türkiye'nin iklim diplomasisinde aktif rol alması ve bölgesel işbirliklerini güçlendirmesi kritik. Uluslararası iklim finansmanına erişim, Türkiye'nin yeşil dönüşümü için de önemli.