Necef Çölü’nde (Arapça: en-Nakb) yüzlerce Filistinli, İsrail’in bölgedeki ev yıkım ve tehcir politikalarını protesto etmek için bir araya geldi. Göstericiler, ellerinde Tel Arad, Al-Sirr, Vadi el-Halil, Ümm el-Hiran ve El-Arakib gibi yıkım veya tahliye tehdidi altındaki köylerin isimlerinin yazılı olduğu pankartlar taşıdı. Protestocular, İsrail makamlarının Necef’teki Bedevi topluluklarına yönelik sistematik yıkım politikalarını kınayarak uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı.
Gelişmenin arka planı
İsrail’in Necef bölgesindeki ev yıkım politikaları on yıllardır devam ediyor. Yaklaşık 300 bin Bedevi Arap’ın yaşadığı bölge, İsrail devleti tarafından ‘planlanmamış’ yerleşim alanı olarak tanımlanıyor. Birçok Bedevi köyü, İsrail tarafından resmen tanınmıyor ve bu nedenle su, elektrik, yol gibi temel altyapı hizmetlerinden yararlanamıyor. İsrail, inşaat izni alınmadan yapılan evleri ‘yasadışı’ ilan ederek yıkıyor. İnsan hakları örgütlerine göre bu politika, Bedevi topluluklarını yerlerinden etmeyi ve bölgedeki Yahudi yerleşimlerini genişletmeyi amaçlıyor. Özellikle Al-Arakib köyü, 2010 yılından bu yana 200’den fazla kez yıkıma uğramasına rağmen sakinleri tarafından yeniden inşa edildi. Protesto gösterileri, Tel Arad gibi tarihi köylerin de benzer bir kaderle karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Necef’teki ev yıkım politikaları, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasının bir parçası değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ihlali olarak da görülüyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, İsrail’in bu politikalarını defalarca kınamış ancak somut bir yaptırım uygulanmamıştır. Protestolar, özellikle Gazze’deki son çatışmaların ardından uluslararası kamuoyunun Filistin meselesine daha fazla odaklanmasıyla birlikte yeniden ivme kazandı. Bölgedeki Arap ülkeleri, İsrail’i etnik temizlik yapmakla suçlarken, İsrail hükümeti güvenlik gerekçelerini öne sürüyor. Necef’teki durum, İsrail’in 1948’de kurulmasından bu yana Filistinlilerin topraklarından sürülmesi sürecinin bir devamı olarak değerlendiriliyor. ABD yönetiminin bu konudaki tutumu ise eleştirilere rağmen İsrail’e verilen desteğin süreceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesinde tarihsel olarak Filistin halkının yanında yer almış ve İsrail’in yerleşim politikalarını kınamıştır. Necef’teki ev yıkım politikaları, Türkiye’nin insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusuyla örtüşmektedir. Türk dış politikası, bu tür olayları gündemde tutarak Filistin davasına desteğini sürdürmekte ve İsrail’e yönelik diplomatik baskıyı artırmaktadır. Ayrıca, bu gelişme Türkiye’nin Arap kamuoyundaki imajı ve bölgesel liderlik iddiası açısından önemlidir. Ankara’nın bu konuda daha aktif bir rol oynaması, İsrail’le ilişkilerdeki normalleşme sürecini etkileyebilir.