NATO dışişleri bakanları, yarın (9 Temmuz 2025) Ankara'da Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi ülkelerin mevkidaşlarıyla bir araya gelerek Hürmüz Boğazı'ndaki tırmanan gerilimi ve bölgede deniz güvenliğini sağlamaya yönelik olası bir çokuluslu misyonu ele alacak. Toplantının ana gündem maddesi, İran'ın son haftalarda artan tehditleri ve boğazda ticari gemilere yönelik müdahaleleri sonrası tırmanan kriz. Fransa ve İngiltere'nin ortaklaşa sunduğu bir deniz güvenliği misyonu önerisi, müttefikler ve Körfez ülkeleri tarafından değerlendirilecek. Kaynaklara göre, toplantıda özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı ortak bir duruş sergilenmesi hedefleniyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ve tırmanan gerilim
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın son aylarda boğazda ticari gemilere el koyması ve askeri tatbikatlarla bölgede gerginliği artırması, uluslararası toplumda endişeye yol açtı. ABD ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı hazırlığı yaptığı yönündeki haberler, Tahran'ı misilleme olarak boğazı kapatma tehdidine yöneltti. Bu durum, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden oldu.
NATO'nun Avrupa kanadı, özellikle Fransa ve İngiltere, deniz güvenliğini sağlamak için bir misyon oluşturulmasını öneriyor. Öneri, bölgedeki mayın tarama, keşif ve gemi refakatini kapsıyor. Ancak bazı NATO üyeleri, İran'ı daha fazla kışkırtmamak adına temkinli yaklaşılması gerektiğini savunuyor. Almanya, doğrudan bir NATO misyonu yerine AB liderliğinde bir deniz gücü kurulmasını tercih ediyor. Türkiye ise hem NATO müttefiki hem de bölge ülkesi olarak arabuluculuk rolü üstlenebileceğini sinyalliyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki bir kriz, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyecek. Özellikle Asya ülkeleri, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını bu boğazdan sağladığı için durumdan en çok etkilenecek bölgeler arasında. Çin ve Hindistan, İran ile Suudi Arabistan arasında denge politikası izlerken, boğazın güvenliğinin sağlanması için diplomatik girişimleri destekliyor. ABD ise bölgedeki askeri varlığını artırarak caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Ancak Washington'un İran'a yönelik maksimum baskı politikası, bazı müttefikler tarafından eleştiriliyor. Rusya ise İran'ı destekler nitelikte açıklamalarla gerilimi tırmandırmamayı tercih ediyor. Uzmanlar, NATO ve Körfez ülkelerinin ortak bir misyonda anlaşması halinde, İran'ın geri adım atmak zorunda kalabileceğini, ancak doğrudan bir askeri çatışmanın bölgeyi kaosa sürükleyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi hem de İran ve Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler yürüten bir ülke olarak Hürmüz krizinde önemli bir rol oynayabilir. Ankara, enerji ihtiyacının %90'ından fazlasını ithal eden bir ülke olarak boğazın güvenliğinden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan'la geliştirdiği ilişkiler, Körfez ülkeleriyle ortak bir deniz güvenliği misyonunda arabuluculuk yapmasına zemin hazırlayabilir. Ancak İran'la sınır güvenliği ve enerji işbirliği gibi hassas konular, Ankara'nın Tahran'ı karşısına almaktan kaçınmasına neden olabilir. Türkiye'nin izleyeceği politika, hem NATO içindeki konumunu hem de bölgesel çıkarlarını dengelemek zorunda.