NATO müttefikleri, ABD’nin eski Başkanı Donald Trump’ın ittifaka yönelik sert tehditlerine rağmen, “demir gibi” kolektif savunma taahhüdünü bir kez daha teyit etti. Ancak, bu yılki toplantının ardından müttefiklerin gelecek yıl bir araya gelip gelmeyeceği henüz netlik kazanmış değil. İttifak yetkilileri, Trump’ın NATO’dan çekilme veya savunma harcamalarını artırmayan üyelere yaptırım uygulama yönündeki açıklamalarının ciddiye alınması gerektiğini belirtirken, Avrupalı müttefikler ise ittifakın dayanışma ruhunun sarsılmaz olduğunu vurguluyor.
Krizin Arka Planı: Trump’ın NATO Karşıtı Söylemi
Trump’ın başkanlık döneminde sık sık NATO’nun “modası geçmiş” olduğunu söylemesi ve ABD’nin ittifaka yaptığı katkıların karşılığını alamadığını iddia etmesi, müttefikler arasında endişe yaratmıştı. Trump, 2024 seçim kampanyasında da benzer ifadeler kullanarak, NATO üyelerinin GSYİH’lerinin yüzde 2’sini savunmaya ayırmaması durumunda ABD’nin bu ülkeleri Rusya’ya karşı korumayabileceğini ima etmişti. Bu açıklamalar, özellikle Doğu Avrupa’daki NATO üyeleri arasında tedirginliğe yol açtı.
Buna karşılık, Almanya ve Fransa başta olmak üzere birçok Avrupalı müttefik, savunma harcamalarını artırma sözü verdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, ittifakın 5. maddesinin (kolektif savunma) sorgulanamaz olduğunu birçok kez yineledi. Analistler, Trump’ın söylemlerinin NATO’nun birliğini test ettiğini ancak Avrupalı müttefiklerin kararlılığının krizin aşılmasında kilit rol oynadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İttifakın Geleceği ve Rusya Faktörü
NATO’nun kolektif savunma taahhüdünün sorgulanması, yalnızca ittifakın iç dinamiğini değil, aynı zamanda küresel güvenlik dengelerini de etkiliyor. Ukrayna savaşının sürdüğü bir dönemde, NATO’nun zayıflaması Rusya’nın elini güçlendirebilir. Trump’ın tehditleri, ittifakın doğu kanadındaki ülkelerin (Polonya, Baltık ülkeleri) güvenlik endişelerini artırıyor. Bu ülkeler, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının azaltılması durumunda kendilerini Rusya’ya karşı daha savunmasız hissedeceklerini ifade ediyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği içinde stratejik özerklik tartışmaları yeniden alevleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa’nın kendi savunmasını güçlendirmesi gerektiğini savunurken, Almanya gibi ülkeler transatlantik bağların korunmasından yana. ABD’nin NATO’daki rolünün azalması, Çin’in yükselişi karşısında da Batı ittifakının zayıflamasına yol açabilir. Uzmanlar, Trump’ın olası bir ikinci döneminin NATO’nun yapısını temelden değiştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO’nun kolektif savunma taahhüdü, Türkiye’nin güvenlik mimarisinin temel taşlarından birini oluşturuyor. Trump’ın tehditleri, Ankara’nın ittifak içindeki konumunu zorlayabilir. Türkiye, özellikle Suriye ve Doğu Akdeniz’deki çıkarları için NATO’nun askeri ve siyasi desteğine ihtiyaç duyuyor. Ancak Türkiye’nin Rusya ile yakın ilişkileri ve S-400 krizi, Washington nezdinde güven sorunları yaratmış durumda. Bu bağlamda, NATO’nun zayıflaması Türkiye’yi alternatif güvenlik arayışlarına itebilir. Ankara, bir yandan ittifakın dağılmasını engellemeye çalışırken, diğer yandan kendi savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlar atıyor. Türkiye’nin NATO’daki geleceği, transatlantik ilişkilerin seyrine bağlı olarak şekillenecek.