NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, ittifakın 32 üyesi arasında sağlam bir birlik olduğunu ısrarla vurgularken, BBC'nin güvenlik muhabiri Gordon Corera bu iddianın gerçekliğini sorguladı. Stoltenberg, Ukrayna'daki savaş, savunma harcamaları ve genişleme gibi konularda müttefiklerin ortak bir duruş sergilediğini belirtse de, basın toplantılarında giderek daha sık sorulan sorular ve üyeler arasındaki derin görüş ayrılıkları, 'birlik' söyleminin bir klişeye dönüştüğü endişesini doğuruyor. Özellikle Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğine yönelik itirazları, Macaristan'ın benzer bir pozisyon alması ve ABD ile Avrupa ülkeleri arasında savunma harcamalarının GSYİH'ye oranı konusundaki tartışmalar, ittifakın iç dinamiklerindeki gerilimi gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı: Birlik söyleminin sorgulanması
NATO liderleri, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından tarihi bir birlik sergilemiş ve Kiev'e askeri, mali ve insani yardım akışını koordine etmişti. Ancak bu ivme, savaşın ikinci yılında yerini daha temkinli ve zaman zaman çatışmalı bir atmosfere bıraktı. Stoltenberg'in basın toplantılarında sıkça kullandığı "NATO bugüne kadarki en büyük savunma planlarını hayata geçiriyor" ifadeleri, müttefiklerin aslında savunma harcamalarını GSYİH'nin yüzde 2'sinin üzerine çıkarmakta hâlâ zorlandığı bir ortamda yankı buluyor.
BBC muhabiri Gordon Corera, Vilnius Zirvesi öncesinde yayımladığı analizde, "Stoltenberg her fırsatta birliği vurguluyor, ancak sahada durum çok daha karmaşık" diyor. Corera'ya göre, Türkiye'nin İsveç'in üyeliğini onaylamaması, NATO'nun genişleme sürecini felç etmiş durumda. Ayrıca ABD'nin Avrupa'ya yönelik güvenlik taahhütlerinin, özellikle olası bir Trump yönetiminde zayıflayabileceği endişesi, Avrupalı müttefikler arasında bir stratejik özerklik tartışmasını körüklüyor.
Öte yandan, eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, "NATO'nun birliği bir kurgu değil, ancak her zaman test ediliyor" derken, ittifakın aslında farklı ulusal çıkarları bir araya getiren bir platform olduğunu hatırlatıyor. Bolton'a göre, İttifak, Soğuk Savaş'tan bu yana en ciddi sınavını veriyor ve üyeler arasındaki anlaşmazlıkların yönetilmesi hayati önem taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Atlantik'in iki yakası arasında derinleşen fay hatları
NATO içindeki "birlik" tartışması, sadece Avrupa-Atlantik güvenliğini değil, küresel dengeleri de etkiliyor. Rusya, müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarını kendi lehine kullanmaya çalışırken, Çin de ittifakın Hint-Pasifik'e yönelik ilgisini dikkatle izliyor. ABD'nin Asya'ya odaklanma stratejisi, Avrupalı müttefiklerin kendi savunmalarına daha fazla yatırım yapmasını gerektiriyor, ancak bu yöndeki adımlar yavaş ilerliyor.
Avrupa'da ise Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "NATO beyin ölümü gerçekleşti" sözleriyle başlattığı tartışma, Polonya ve Baltık ülkeleri gibi Rusya'ya komşu devletler tarafından sert bir şekilde reddedilmişti. Ancak Macron'un bu çıkışı, aslında ittifak içindeki derin fikir ayrılıklarını su yüzüne çıkarmıştı. Bugün gelinen noktada, Ukrayna'ya askeri yardım, silah tedariki ve doğrudan çatışmaya dahil olma konularında üyeler arasında tam bir fikir birliği bulunmuyor. Özellikle Almanya, Leopard tanklarının Ukrayna'ya gönderilmesine uzun süre direnmiş, bu durum ittifakın karar alma mekanizmalarını tekrar tartışmaya açmıştı.
Uzmanlar, Biden yönetiminin bu yaz yapılacak Washington Zirvesi'nde ittifakın 75. yılını kutlarken bir yandan da bu fay hatlarını onarmaya çalışacağını belirtiyor. Ancak ABD'de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerinde Trump'ın yeniden aday olması halinde, NATO'nun karşı karşıya kalabileceği ABD çekilmesi gibi bir senaryo, Avrupalı müttefikleri şimdiden alarm durumuna geçirmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadında kilit bir aktör olarak, ittifak içindeki birlik tartışmalarının tam ortasında yer alıyor. İsveç ve Finlandiya'nın üyeliğine yönelik verdiği onayı geciktirerek hem kendi güvenlik endişelerini (PKK/YPG ile mücadele) hem de küresel bir pazarlık gücünü kullandı. Bu durum, Türkiye'nin NATO içindeki etkinliğini artırmakla birlikte, özellikle ABD ve AB ile ilişkilerinde zaman zaman gerilime yol açıyor. Stoltenberg'in "birlik" vurgusu aslında Türkiye'ye de bir mesaj niteliği taşıyor; ittifakın dayanışması karşılıklı fedakarlık gerektiriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, Kıbrıs Sorunu ve AB ile ilişkiler gibi konularda NATO'nun desteğine ihtiyaç duyarken, aynı zamanda terörle mücadelede batılı müttefiklerinin somut adımlarını bekliyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin NATO içindeki konumu, ittifakın genel birlik söyleminin gerçekçi olup olmadığı konusunda bir turnusol kağıdı işlevi görecek.