NATO, 11-12 Temmuz 2024 tarihlerinde Litvanya'nın başkenti Vilnius'ta düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde, 32 üyeli ittifakın askeri ve mali kapasitesine ilişkin çarpıcı verileri kamuoyuyla paylaştı. NATO'nun toplam aktif personel sayısı 3,3 milyona ulaşırken, üye ülkelerin birleşik savunma bütçesi 1,6 trilyon dolar seviyesine yükseldi. Bu rakam, küresel askeri harcamaların yüzde 55'ine tekabül ediyor. İttifak, Soğuk Savaş sonrası en kapsamlı savunma planlamasını hayata geçirirken, doğu kanadında Rusya'ya karşı caydırıcılığı artırmak için yeni askeri varlıklar konuşlandırıyor. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, zirve öncesi yaptığı açıklamada, müttefiklerin savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 2'sine çıkarma taahhüdünün giderek daha fazla karşılandığını belirtti.
Gelişmenin Arka Planı: Genişleme ve Caydırıcılık
NATO, 2023 yılında Finlandiya ve 2024 başında İsveç'in katılımıyla 32 üyeye ulaştı. Bu genişleme, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığına karşı ittifakın kuzey kanadını güçlendirdi. NATO'nun askeri varlığı, doğu sınırlarında sekiz adet çokuluslu muharebe grubuyla temsil ediliyor. Bu birlikler, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Slovakya ve Baltık ülkelerinde konuşlanmış durumda. İttifakın hızlı müdahale gücü olan NATO Mukabele Gücü (NRF), 40 bin askerden oluşuyor ve 5-30 gün içinde herhangi bir tehdide yanıt vermeye hazır. Ayrıca, NATO'nun yeni nesil savaş uçakları, denizaltı filosu ve balistik füze savunma sistemleri, ittifakın hava ve deniz gücünü önemli ölçüde artırdı. Savunma bütçesinin yüzde 70'inden fazlasını ABD karşılarken, Almanya, İngiltere ve Fransa en büyük katkıyı sağlayan Avrupalı müttefikler arasında yer alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa Güvenliği ve Ötesi
NATO'nun askeri harcamaları, küresel toplamın yarısından fazlasını oluşturarak ittifakı dünyanın en büyük askeri gücü haline getiriyor. Ancak bu durum, Avrupa Birliği içinde stratejik özerklik tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Fransa ve Almanya, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini artırması gerektiğini savunurken, Doğu Avrupa ülkeleri ABD'nin askeri varlığının korunmasında ısrar ediyor. Rusya'nın Ukrayna savaşı, NATO'nun caydırıcılık doktrinini yeniden şekillendirdi. İttifak, savunma planlamasında yıllık askeri tatbikat sayısını iki katına çıkardı ve füze savunma sistemlerini modernize etti. Öte yandan, Çin'in yükselişi NATO'yu Hint-Pasifik bölgesine daha fazla odaklanmaya yöneltiyor. Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ortak ülkelerle işbirliği artırılırken, NATO'nun küresel ortaklık ağı genişliyor. Uzmanlar, ittifakın önümüzdeki yıllarda siber savunma, uzay güvenliği ve yapay zeka gibi yeni alanlarda da kapasite geliştireceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun 32 üyeli yapısı, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik konumunu daha da önemli hale getiriyor. 3,3 milyon aktif personel ve 1,6 trilyon dolarlık bütçe, Türkiye'nin caydırıcılık kapasitesine doğrudan katkı sağlıyor. Ancak Türkiye'nin savunma harcamalarının GSYİH'ya oranı yüzde 2'nin altında seyrediyor ve bu durum, müttefikler arasında zaman zaman eleştiri konusu oluyor. Öte yandan, Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki kontrolü ve Orta Doğu'daki askeri varlığı, NATO'nun güney kanadı için kritik önem taşıyor. Yunanistan ile Doğu Akdeniz'deki gerilim ve terörle mücadele operasyonları, Ankara'nın ittifak içindeki önceliklerini şekillendiriyor. Türkiye, NATO'nun yeni genişleme dalgasında İsveç'in üyeliğini onaylayarak, ittifakın birliğine katkıda bulunurken, F-16 modernizasyonu ve savunma sanayi işbirlikleri ile askeri kapasitesini artırmayı hedefliyor.