New York Times muhabiri Hannah Beech, Myanmar'ın askeri cunta yönetimine karşı yürütülen silahlı direniş hareketinin kalbine seyahat etti. Yıllardır süren iç savaşın cephe hattında, sayıca ve silahça yetersiz olmalarına rağmen mücadeleyi bırakmayan isyancı savaşçılarla bir araya geldi. Beech'in izlenimleri, ülkenin büyük bölümünün kontrolünü kaybetmek üzere olan cunta karşısında direnişin nasıl örgütlendiğini ve sivil halkın bu süreçte çektiği acıları gözler önüne seriyor. Myanmar'da Şubat 2021 darbesinden bu yana devam eden çatışmalar, dünyanın gündeminden düşmüş durumda; ancak insani kriz her geçen gün derinleşiyor.
Direnişin Zorlu Koşulları
Hannah Beech'in aktardığına göre, isyancı gruplar cephe hattında ağır silah ve mühimmat sıkıntısı çekiyor. Birçok savaşçı, ele geçirilmiş eski Çin yapımı tüfeklerle veya ev yapımı patlayıcılarla savaşıyor. Hava saldırıları ve topçu ateşi karşısında savunmasız kalan direnişçiler, ormanlık alanlarda gerilla taktikleriyle mücadele ediyor. Beech, sahra hastanesinde tedavi gören yaralılarla görüştü; bunların çoğu sivil veya eğitimsiz gençlerden oluşuyor. Myanmar'ın kuzeydoğusundaki dağlık bölgelerde, etnik silahlı örgütler ve sivil savunma kuvvetleri (PDF'ler) cunta ordusuna karşı ortak operasyonlar düzenliyor. Direnişin iletişim ve lojistiği, internet kesintileri ve askeri yasaklar nedeniyle büyük ölçüde elden ele yürütülüyor.
Beech, bir isyancı komutanın "Silahımız yok ama inancımız var" sözünü aktarırken, bu direnişin sadece askeri değil, aynı zamanda varoluşsal bir mücadele olduğunu vurguluyor. Cunta, ülke genelinde kontrolü sağlamak için sivillere yönelik şiddeti artırırken, Birleşmiş Milletler Myanmar'daki insani durumu "felaket" olarak tanımlıyor. Milyonlarca insan yerinden edildi, gıda ve ilaç kıtlığı had safhada.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Myanmar'daki iç savaş, yalnızca ülke sınırları içinde kalmıyor; çatışmalar Bangladeş, Hindistan, Tayland ve Çin gibi komşu ülkelere de sıçrama potansiyeli taşıyor. Özellikle Çin, Myanmar'ın kuzey sınırındaki etnik silahlı gruplarla doğrudan temas halinde ve yatırımlarının güvenliğini sağlamak için cuntayla ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. ABD ise cuntaya yaptırım uyguluyor ancak doğrudan askeri müdahaleden kaçınıyor. ASEAN'ın cuntayla diyalog çabaları sonuçsuz kalırken, uluslararası toplumun Myanmar'daki krize kayıtsızlığı, "unutulan savaş" tanımlamasını haklı çıkarıyor. Hannah Beech'in haberi, bu krizin derinliğini ve aciliyetini yeniden hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Myanmar'daki çatışmalar, Türkiye'nin doğrudan taraf olduğu bir bölge değil; ancak küresel insani krizlerin artması, sığınmacı akınlarına ve uluslararası güvenlik dengesizliklerine yol açabilir. Türkiye, ASEAN ülkeleriyle ve Bangladeş'le ticari ilişkilerini sürdürürken, Myanmar'daki istikrarsızlık Hint Okyanusu ticaret yollarını etkileyebilir. Ayrıca, Rohingya Müslümanlarına yönelik zulüm nedeniyle Türkiye'nin Bangladeş'teki kamplarda insani yardım faaliyetleri bulunuyor. Bu krizin derinleşmesi, bölgedeki Türk yardım kuruluşlarının operasyonlarını zorlaştırabilir. Kısacası, Myanmar'daki unutulan savaş, uzun vadede küresel güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin dış politika önceliklerinden birini oluşturabilir.