Avrupa Birliği liderleri, bu ay Brüksel'de düzenlenen Avrupa Konseyi toplantısında bir araya gelirken, Çin ile tam kapsamlı bir ticaret savaşının gölgesi tüm oturumların üzerine düştü. Çin'in yeşil teknoloji ürünlerine yönelik devam eden anti-sübvansiyon soruşturmaları ve Pekin'in olası misilleme tarifeleri tehdidi, Avrupa ekonomisinin geleceği hakkında ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Zirvede, Avrupalı liderlerin Çin'e karşı daha sert bir duruş mu benimseyecekleri yoksa müzakereler yoluyla bir orta yol mu bulacakları tartışıldı.
Yeşil teknoloji soruşturmaları gerilimi tırmandırıyor
Avrupa Komisyonu, Ekim 2023'te Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik bir anti-sübvansiyon soruşturması başlatmıştı. Bu soruşturma, Çinli üreticilerin devlet destekleri sayesinde Avrupa pazarında haksız rekabet yarattığı iddiasına dayanıyor. Ardından, rüzgar türbinleri ve güneş panelleri gibi diğer yeşil teknoloji ürünlerini de kapsayacak şekilde genişletilen soruşturmalar, Brüksel ile Pekin arasındaki ticari gerilimi doruk noktasına çıkardı.
Çin, bu soruşturmalara sert tepki gösterdi. Pekin yönetimi, Avrupa'nın korumacı önlemler aldığı gerekçesiyle misilleme yapma tehdidinde bulunuyor. Özellikle Çinli yetkililer, Avrupa'nın kendi yeşil dönüşüm hedeflerini korumak için bu tür soruşturmaları kullandığını ve bunun küresel ticaret kurallarını ihlal ettiğini savunuyor. Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa'nın tarifeleri ve kısıtlamaları durdurmaması halinde misilleme önlemleri alacağını açıkladı.
AB üyesi ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Almanya ve Fransa gibi otomotiv sektörü güçlü olan ülkeler, Çin ile bir ticaret savaşından kaçınmak istiyor. Buna karşılık, bazı doğu Avrupa ülkeleri ve İtalya, daha sert önlemler alınmasından yana. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 'Çin ile ilişkilerde riskleri azaltma, ancak bağları koparmama' stratejisini benimsediklerini belirtiyor.
Küresel ticaret savaşı tehlikesi büyüyor
Bu ticari gerilim, sadece AB ve Çin arasında kalmıyor; küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), bu tür soruşturmaların ve olası misillemelerin küresel ticareti olumsuz etkileyeceği uyarısında bulunuyor. Çin ve AB arasındaki ticaret hacmi yıllık 700 milyar avroyu aşıyor. İki taraf arasında olası bir ticaret savaşı, küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir ve enflasyonu artırabilir.
Özellikle yeşil teknoloji sektörü, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir öneme sahip. AB, 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı hedeflerken, Çin de yeşil enerji yatırımlarını hızlandırıyor. Ancak ticari anlaşmazlıklar, bu dönüşümü yavaşlatma riski taşıyor. Uzmanlar, AB ve Çin'in karşılıklı bağımlılıklarını tanıyarak, kazan-kazan formülleri üretmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, her iki taraf da ekonomik kayıplarla karşı karşıya kalabilir.
AB, Çin'e karşı ticaret savunma araçlarını kullanırken, aynı zamanda diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Geçtiğimiz haftalarda, AB Ticaret Komiseri Valdis Dombrovskis ve Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao arasında bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Görüşmede, sorunların müzakere yoluyla çözülmesi konusunda mutabık kalındı. Ancak henüz somut bir ilerleme kaydedilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin ticaret savaşı, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip ve Çin ile de artan ticari ilişkileri var. Olası bir ticaret savaşı, Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir, özellikle de otomotiv ve tekstil sektörlerinde. Öte yandan, AB'nin Çin'e uygulayacağı tarifeler, Türk üreticiler için Çinli rakiplerine karşı rekabet avantajı yaratabilir. Türkiye, bu süreçte AB ile ilişkilerini güçlendirmeli ve Çin ile dengeli bir ticaret politikası izlemelidir. Ayrıca, yeşil teknoloji alanında yerli üretimi artırarak, bu dönüşümden pay alması mümkündür.